Kurzmitteilung

logo_od_almanyaTehlikeli bölge uygulaması ve olağan olmayan uygulamalar derhal durdurulsun!

Hamburg yalnız değildir!

St. Pauli, Altona ve Schanzen semtleri Eyalet İçişleri Bakanlığı tarafından “Tehlikeli Bölge” ilan edildi. Polise özel yetkiler getiren uygulama ile bu semtlerde yaşayanlar suçlu ilan edildi. Hukuksuz bir uygulama; sokağı kontrol etme adına sokağa egemen kılındı. Yalana ve spekülasyonlara dayalı söylemlerle saldırılara zemin oluşturuldu.

Alternatif yaşam alanlarına, Yabancılara, Sola ve Sosyalistlere saldırıya dönüşen bu uygulamaları kınıyoruz!

Rota flora adlı kültür merkezinin kapatılmasını bahane eden Hamburg hükümeti, güya “kamu düzeni” ve “güvenlik” gerekçesini öne sürerek, St. Pauli, Altona ve Schanzen semtlerini “tehlikeli bölge” ilan etti; bu semtlerde polise özel yetkiler tanıdı. Daha doğrusu hukuk, özgürlük ve insan hakları askıya alındı. Yine “güvenlik” gerekçesiyle bu semtlerde yaşayan halkın düzeni ve hakları açıkça çiğnendi, çiğnenmeye devam ediyor. Eyalet parlamentosu hiçe sayılarak  Polise olağan üstü yetkiler verildi. Ortaya Polis devleti görüntüleri hakim oldu.

Peki Hamburg’ta polis devleti idaresinin ortaya çıkmasının ardındaki gerçek neydi? Eyalet Hükümeti neden bu kadar sert tedbirlere başvurdu?

Hamburg’ta uzun zamandır halk özelleştirme ve kentsel dönüşüm adı altında kamu kaynaklarının yağmalanmasına karşı tepki göstermekte ve bu tepki büyümekteydi. Hükümette büyüyen bu tepkiyi daha büyümeden boğmak istemektedir. Hamburg’ta kurulan birçok halk inisiyatifi, özelleştirmelere ve kentsel dönüşüm adı altında yoksulların yaşam alanlarının talan edilmesine karşı tepki gösteriyorlar; “Bu şehir hepimize aittir!” diyorlar. Bir başka neden de, göçmenlere yönelik anti-demokratik politikalar ve bu politikalara karşı büyüyen tepkidir. Kısa bir süre önce Lampedusa üzerinden gelen sığınmacılara insanca barınma ve oturum hakkının verilmesi için düzenlenen eyleme 20-25 bin kişi katıldi. Daha sonra 5 bin lise öğrencisinin göçmen hakları konusunda okul boykotu yaparak tepkilerini göstermesi, polisi alarma geçiren nedenlerin başında geliyor.

Altona ve çevresinde yoğun bir kentsel dönüşüm politikası uygulanıyor. 1989’dan bu yana sol grupların kullandığı Rote Flora Kültür Merkezi’nin bir yatırımcı firmaya peşkeş çekilmek istenmesi de bu rant politikasının bir devamı oldu.

Provakasyonlarla bir terör ortamı yaratılmaya çalışılıyor ama olayların arkasındaki asıl gerçek, bu semtlerdeki yoksul işçi ve emekçilerin dışlanarak, bu bölgelerin sermaye sahiplerine peşkeş çekilmek istenmesidir. Ancak bu semtin sakinleri ve demokrasiden, hukuktan, özgürlüklerden yana kişi ve kurumlar polis baskısına ve kentsel dönüşüm yağmasına karşı çıkıyor, hak ve özgürlüklerinin çiğnenmesine tepki gösteriyorlar.

Bütün bunlar, yıllardır bu semtlerde yaşayan Türkiye kökenli insanları da doğrudan ilgilendiren ve etkileyen olaylardır. Bu saldırılar aynı zamanda bütün Almanya’daki emekçilere gözdağı verme amaçlıdır. Hamburg dışında yaşayan, demokrat, Sol,ve Sosyalistler olarak, “Hamburg yalnız değildir’’ diyor:

Alternatif yaşam alanlarımıza saldırıların durdurulmasını ve “tehlikeli bölge” uygulamasının bir an önce sona erdirilerek, olağanüstü polisiye önlemlerin kaldırılmasını; kamu kaynakları ve değerlerinin sermaye çevrelerine peşkeş çekilmemesine son verilmesini , yoksulları dışlayan kentsel dönüşüm planlarının ve sosyal kısıtlamaların son bulmasını istiyoruz! . . .

Solun güçlendiği her yerde, solu sindirme görevi sosyal demokratlara veriliyor. SPD bu sağ politikalardan derhal vaz geçmelidir!

Diren Hamburg!

Özgürlük ve Dayanışma Almanya

11 Ocak 2014

Kurzmitteilung

16.11.2013 Tarihli ÖDA yürütme toplantısı tutanağı

logo_od_almanyaÖzgürlük ve Dayanışma Almanya Yürütme toplantısı, 16 Kasım 2013, Cumartesi günü Duisburg’ta gerçekleştirildi.

Toplantıda, yapılan NRW ve Kuzey bölgesi meclisleri toplantılari üzerine bilgiler aktarıldı. Bölge meclisleri’nin önemi ve bölgelerde yapılacak faaliyetler üzerinde tartışmalar yürütüldü. ÖDA ilişkilerinin olduğu şehirlerde birim çalışmalarının hayata geçirilmesi gerekliliğinin altı çizilerek, bu yönde somut adımlar atılmasının gerekliliği vurgulandı. Daha sonra yapılacak etkinlikler karar altına alınarak, toplantı son buldu.

Bu bağlamda yapılacak etkinlikler aşağıdaki gibidir:

– Öncelikle 06 Aralık 2013 , Cuma günü Hamburg, 08 Aralık 2013, Pazar günü Hannover’de Özgürlük ve Dayanışma kuzey bölgesinin organize edeceği, Eş Genel Başkanımız Alper Taş’ın katılımıyla gerçeleşirilecek olan „Haziran Direnişi ve Seçim Politikalimiz” konulu iki panel yapılacak.

– 14 Aralık Duisburg, 15 Aralık Wetzlar ve 22 Aralık 2013 Braunschweig’da Birgün Gazetesi ile ilgili toplantılar yapılacak. Hessen, Güney ve Berlin’deki Birgün gazetesi ile dayanışma toplantılarının tarihleri henüz kesinleşmedi.

– 18 Ocak 2014, Cumartesi günü Hrant Dink anısına Özgürlük ve Dayanışma Bielefeld tarafından bir toplantı düzenlenecek.

Diğer yapılması karar altına alınan ve ÖDA’nin merkezi olarak yürütülecek etkinlikler ise şöyle:

– 30 Mart Kızıldere katliamının yıl dönümü dolaysiyla Mart ve Nisan ayları içerisinde „Bizim Yolumuz Budur“ başlığı altında panel ve geceler organize edilecek. Bu panellere ve kültürel bölümlere Türkiye’den sanatcı ve konuşmacı misafirler davet edilecek. Bu etkinliklerin belli olan tarihi 22 Mart 2014 Duisburg’dur.

– 1 Mayıs, Kuzey bölgesindeki şehirlerin bir birine olan uzaklığı düşünüldüğünde, bu bölgede ilişkilerimizin olduğu her şehirde, NRW bölgesi için, şehirlerin bir birine yakınlığı düşünülerek, Duisburg ağırlıklı olmak üzere kutlanması kararlaştırıldı. Hessen ve Güney Almanya yürüyüşleri ise bu bölgelerini meclis toplantılarında karar altına alınacak. Bu noktada yürütmenin bölgedeki arkadaşlara tavsiyesi: Geçen yıl olduğu gibi 1 Mayıs‘ın Frankfurt ve Stuttgart şehirlerinde kutlanması.

– Yabancılar Haftası dolayısıyla, ırkcılığa karşı bir kampanyanın başlatılması ve bu kampanyaya ilişkin bölgelerdeki arkadaşların, kendi yerellerinde neler yapılabileceğini tartışarak, en geç Nisan ayına kadar somutlaştırmaları kararlaştırıldı.

– Merkezi faaliyetlerin afiş, bildiri ve pankartlarının aynı içeriğe sahip olması görüş birliği olarak benimsendi.

Daha güçlü bir ÖDA için bu daha başlangıc, mücadeleye devam!

Özgürlük ve Dayanışma Almanya – ÖDA

Kurzmitteilung

Özgürlük ve Dayanışma Hessen Toplantı Tutanağı

Ozgurluk_ve_Dayanisma_Partisi19-20 Ekim 2013 tarihinde, Waldbröl beldesinde gerceklestirdigimiz ÖDA toplantisinda alinan kararlarin tartisilmasi ve yerel alanlarda calismalarin baslatilmasi icin Hessen bölgesini kapsayan, 23.11.13 tarihinde Frankfurt kentinde bir toplanti gerceklestirildi. 28 arkadasimizin katilimiyla gerceklestirdigimiz toplantimiza, gecmiste ÖDA`ya mesafeli duran arkadaslarimizin katilimi ise, karsilikli sevinc ve yoldaslik duygulari olusturdu.

-Gündem belirlenmesi sonrasi, birinci gündem maddesi olan, Waldbröl‘de alinan karar dogrultusunda, ÖD-Hessen Meclisi’nin secilip, olusturulmasi icin tartismalara gecildi. Sirayla tüm arkadaslar söz alip, görüs bildirdiler. Meclis konusunda egilimini dile getirmenin yaninda, birlekteligimizin hangi saglam temeller üzerinden olusturulmasi halinde daha saglikli ve kalici iliskiler gelistirebilecegimiz tartisildi.

Yeni katilimlar göz önüne alinarak, ÖDA‘nin nasil bir yapi oldugu, nasil kuruldugu, nasil bir isleve sahip oldugu, Koordinasyon-Yürütme süreci, keza ÖDA‘nin hic bir sekilde farkliligi bir zaaf degil, aksine zenginlik olarak gördügü, asgari müstereklerde beraberlik icin hic bir engelin olmadigi anlatildi.

Oldukca olgun gecen tartismalar sonrasi, meclisin secimine gidildi. Hemen hemen tüm adaylar hic bir zorlama olmadan, gönüllü böyle bir mecliste yer alabileceklerini dile getirdiler ve aday oldular.

Mayis ayinda yapilacak 10. Kongre’ye kadar görev yapacak olan ÖD-Hessen Meclisi, 7 asil ve 3 yedek olmak üzere toplam 10 kisiden olusuyor.

-Toplantimizin ikinci gündemi olan birim calismasi ve gerceklestirdigimiz calismalarin degerlendirilmesi bölümünde cesitli sunumlar yapildiktan sonra, bu calismalari hayata gecirilmesinde karsilastigimiz sorunlardan en önemlisinin „bir bulusma yeri, bir dernegimizin“ olmamasi üzerinde durulmus, bu sorunun giderilmesi icin hemen calismalara baslanmasi karari alinmistir. Dernek yeri bulma konusunda 4 arkadas gönüllü görev almislardir.

-Ücüncü gündem maddesi: BirGÜN Gazetesi ile dayanisma toplantilarinin düzenlenmesi.
15 Aralik`ta, Wetzlar‘da BirGÜN Gazetesi ile Dayanisma gecesin yapilacak. Bölgedeki arkadaslar bu toplantiya destek olacaklar. Ocak-Subat aylari icinde, Frankfurt’ta bir salon kiralanacak ve yine bir BirGÜN Gazetesi ile Dayanisma gecesin düzenlenecek. Bu calismanin en önemli ayaginin, BirGÜN Gazetesi`ne abone kazandirma kampanyasi olmasi gerekliligi vurgulandi. Ayrica sosyal medyada da bu kampanyamiza destek amacli calismalar yapilacak.

– ÖDA’nin merkezi bütünlüklü faaliyeti olan „Bizim Yol‘umuz Budur“ Kizildere Anma etkinligi 23 Mart 2014 tarihinde Frankfurt‘ta yapilmasi gene bu toplantimizda karara baglanmistir.

-1 Mayis yürüyüsüne, yine ÖDA’nin merkezi bütünlüklü faaliyeti olak, Hessen bölgesinde, Frankfurt‘ta katilinilmasina karar verildi.

Özgürlük ve Dayanisma Almanya

Kurzmitteilung

ÖDA NRW Faaliyetleri

Ozgurluk_ve_Dayanisma_Partisi2 Kasım 2013 tarihinde NRW meclisi toplantısında alınan kararlar gereği önümüzdeki dönem yapılması planlanan faaliyetler aşağıdaki gibidir:

1- 14 Aralık 2013: Birgün Gazetesi NRW dostlarıyla toplantı. Birgün Gazetesi Sorumlu Müdürü İbrahim Aydın’nın katılmıyla.
Saat: 14.00

2- Yerelde oluşturduğumuz güç birliği ile birlikte Aralık ayının sonlarına doğru Suriye ve Kürt halkı arasına örülen duvar, Roboski ve Maraş katliamı’nı protesto eden bir yürüyüş düzenlenmesi. Bu konuda görüşme ve toplantılar sürüyor. Tarih kesinleşince arkadaşlarla paylaşacağız. Eylemin yapılacağı şehir Duisburg.

3- Birinci ayın başlarında, yine Duisburg’da Gezi olaylarını konu alan, yine demokratik güç birliği yerel bileşenleriyle yapılacak bir panel. Bu panelin yeri, günü ve saati daha sonra duyurulacaktır.

4- 11 Ocak 2014: „Avrupa‘da Cemaat Örgütlenmelerinin Yapısı“ konulu tartışma toplantısı. Konuşmacılar Taner Aday ve Cağan Kızıl.
Saat:15.00

5- 08 Şubat 2014, Cumartesi günü ÖDA Dayanışma yemeği.
Saat 17.00‘den itibaren.

6- 22 Şubat 2014: Ulaş Bardakcı anısına ve “Almanya’da devrimci hareketimizin geçmişi ve bugünü“ konulu tartışma toplantısı.
Saat: 16.00

7- 22 Mart 2014: Kızıldere katliamının yıldönümü dolaysıyla ÖDA merkezi faaliyetinin NRW ayağı olan, „Bizim Yol’umuz Budur“ konulu söylesi. Bu söyleşiye Türkiye’den ÖDP kurucularından, Oğuzhan Müftüoğlu ve ÖDP/MYK üyesi Önder işleyen davet edilecek.
Saat : 17.00

8- 10 Mayıs 2014: Sedat Göçmen ile „Fırtınalı Denizin YOL cuları“ kitabı üzerine söyleşi.
Saat: 18.00

Baştan ikinci etkinlik hariç, bütün bu etkinlikler ÖDA bürosunun olduğu binanın büyük salonlarda yapılacaktır.

Özgürlük ve Dayanisma Almanya -ÖDA

Kurzmitteilung

Ekim Ayının Ardından – Fehmi İşleyen

Ekim ayı, biz insanlar açısından önemli bir ay. Dünyanın ilk sosyalist devrimi, Oktoberrevolution1917 Ekim‘inde, Rusya’da yer yüzüne çıkar. Bugünden bakıldığında, hiç kuşkusuz sosyalizm adına uygulanan 70 yıllık pratiğe ilişkin değerlendirmeler ayrı bir tartışma konusudur. Yanlış uygulama süreçleri, Ekim Devrimi‘nin kapitalizmi yenerek, aşılabileceğini insanlığa gösteren ilk büyük devrimci pratik olduğunu ortadan kaldırmıyor.

Ekim‘den sonra, mevsimlerin bütün aylarına isyanlar yayıldı. İnsanların sınıfsız, sömürüsüz bir dünya kavgası, yeryüzünün bütün coğrafyasına dağıldı. Çin‘de binlerce yıl süren hanedanlık sona erdirilerek, 1949‘da Çin Devrimi, 1959’da Batısta güçlerini yenerek, zafere ulaşan Küba ve daha nice kahramanca mücadeleler Ekim Devrimi‘nin ayak izlerine basarak gerçekleşti.

Hüzünlü bir sonbahar ayı diye tabir edilir Ekim ayı. Çünkü yaprakların yeşilliğini tamamen terk edip, sarararak, yerlere savrulduğu bir aydır, Ekim. Bundan dolayı hüzünlü dendiği muhakkaktır. İnsanların bu mevsimde daha duygusal olduğu ise kesindir.

Ekim devrimini anarken gözlerimizin içinin parlamasına   karşın,  Ekim ayında   wpid-y_ld_z-yumruk.jpegkaybettiğimiz yol arkadaşlarımız  vardır bizim. Böylesi anlarda hangimiz duygusal olmayız? Bırakalım duygusallığı, ağlamaklı oluruz ve gizlice süzülen göz yaşlarımız akar içimize, Aydın Erol, İlyas Has, Kenan Özcan, Hıdır Aslan, Harun Gökkaya, Özbil Aras, Sadi Ekiz, Ahmet Yüksel, Alaattin Bölükbaş, Abdurrahman Çetin, İhsan Abidin Önal gibi Devrimci Yol’un Ekim kayıpları düşünce aklımıza.

Yeni Ekimler olsun diye,  1970’li  yıllarda sosyalizim ve devrim mücadelesinde düşen arkadaşlarımızdır bunlar. Tabiki gömülüp kalmayız biz duygusallıklarımıza. Onların açtığı çığırdan yürümek gerektiği için matem tutmaya çok vakitimiz olmadığını biliriz. Onların mücadelesini, bugünkü  somut hayatın gerçekleri içine güncelleme görevi vardır üzerimizde. Öyleyse, ölenlerimize beslediğimiz derin saygı ve sevginin manası bugün, Türkiye’de, Avrupa’da veya dünyanın  neresinde olursak olalım, daha fazla mücadele, daha fazla örgütlü olmaktır. Ancak, o zaman hepimizin duygularının bir karşılığı olcaktır.

Ekim devrimini selamlarken, Devrimci Yol’da yitirdiklerimiz hiç unutulmayacak.

Fehmi İşleyen

www.muhalefet.org / Ekim Ayının Ardından – Fehmi İşleyen

Kurzmitteilung

logoEkim ayi, biz devrimciler acisindan, sevinci ve hüznünleri birlikte paylastigimiz bir aydir. Bir sonbahar ayidir Ekim. Yapraklarin sararip, döküldügü hüzünlü bir ay. Yasadigimiz bugünleri, tarih ile birlikte düsünürsek eger, 1917 Ekim Devrimi akla gelir. Yeryüzünde kapitalizmin yenilebilecegini gösteren bir büyük devrim tarihinin adidir Ekim. Insanlarin kurtulus umutlarinin cigliklari, sonbaharin sararmis yapraklarana karistigi büyük bir sevinctir Ekim.
Lakin dünyanin 1980 yilarinda yürekleri orta yerinden yaran bir acidir Ekim ayni zamanda. Tarihin devrimci izlerine basarak, her yeri devrim yapmak ugruna mücadele verenlerin kayip gidisidir Ekim.
Aydin Erol, Ilyas Has, Kenan Özcan, Hidir Aslan, Harun Gökkaya, Özbil Aras, Sadi Ekiz, Ahmet Yüksel, Alattin Bölükbas, Abdurrahman Cetin, Ihsan Abidin Önal, sonbaharin hüzünlerini mücadeleci kisilikleri ile baharin sevincine dönüstürenlerin gidisidir Ekim.
Bu arkadaslarimiz, Devrim Yol askini, ‚asklarin en yücesi‘ kilmak icin dövüserek bedenlerini Ekim ayinda topraga verdiler.
Onulari unutmayacagiz. Anilari önünde sevgi ve saygiyla egiliyoruz.

Özgürlük ve Dayanisma Almanya

Kurzmitteilung

odp_logo

Merhaba Arkadaslar,

Özgürlük ve Dayanisma toplantisi Avrupa’nin degisik ülkelerinden katilimla 19-20 Ekim tarihlerinde Almanya’nin Walbröl kentinde yapildi. Özgürlük ve Dayanisma Partisi Es Genel Baskani Alper Tas’in acilis konusmasiyla baslayan toplanti daha sonra divan seciminin ardindan gündeme iliskin tartismalarla devam etti. Ikigün boyunca Özgürlük Dayanisma Avrupa örgütlenmelerinin yeni bir dönemi acisindan önemli tartismalar yapildi. Önümüzdeki döneme iliskin önemli kararlarin alindigi toplatya yaklasik ikigün icinde 120 kisi katildi.

Hepimiz acisindan önümüzdeki dönemin daha zor gececegi, ama dönemin zorluklarinin üstesinden gelecek deney ve birikimlere sahip olundugumuzun alti cizildi.

Toplanti tutanaklari en kisa sürede tamamlanarak, bütün avrupa örgütlenemelerine iletilecektir. Ancak önemli kararlarin bir kismini burada belirtmek ve arkadaslarimiza ulasmasini saglayarak calismalarin bir an önce baslamasina yardimci olacaktir. 1- Avrupa koordinasyon iletisimin yeniden hayata gecmesi icin, öncelikle kordinasyonlari olmayan ülkeler Fransa, Avusturya, Hollanda, öncelikle kendi ülkeleri acisindan ÖD koordinasyonlarini yeniden suratle örgütlemeleri. 2- Avrupa düzeyinde bir genclik koordinasyonu sürecinin baslatilmasi (bagimsiz genclik örgütlenmesi). 3- Almanya acisindan bölge meclislerinin yeniden hayata gecirilmesi. Bu dogrultuda toplantilarin örgütlendirilmesi. 4- ÖDA cercevesinde federasyonlasma tartisma ve calismalarinin baslatilmasi. 5- Bütün avrupa ülkeleri acisindan, ideolojik/politik tartismalarin (fikri üretim ve takip acisindan) örgütlendirilmesi. Yürütmelerin bu konuda kendi icinde görev paylasimi yapmasi.
6- iletisim, yayin, e-gazete gibi araclarin, varsa gelistirilmesi, yoksa olusturulmasi.

Kurzmitteilung

19-20 Ekim Özgürlük ve Dayanışma Toplantısı üzerine

ÖDABugüne kadar ortaya konulan çalışmalar göz önüne alındığında, var olan ÖDA örgütlenmesinin gelişmekte olduğunu söyleyebiliriz. Ancak sürecin bugün geldiği noktada yeni görevlerle ve sorumluluklarla karşı karşıya olduğumuz unutulmamalıdır. Bu görevlerimizin başında hiç kuşkusuz merkezi bütünlüğü olan bir ÖDA süreci için adım atmak yer almaktadır. Geçen yıl 11-12 Kasım 2012 tarihinde ÖDP Eş Genel Başkanı Bilge Seçkin Çetinkaya’nın katıldığı toplantıda bu konu üzerine ön tartışmalar yapmıştık. Diğer Avrupa ülkelerinden Özgürlük ve Dayanışma temsilcisi arkadaşların da yer alacağı bu toplantıda, bu konu ağırlıklı olarak gündemi oluşturacak. Bu gündem içerisinde diğer ülkelerdeki çalışmalar ve gelecek süreçte koordineli ilişkilerin yaratılması da tartışılacak.

Geçen dönem, kongre öncesi yayınlanan ÖDA broşüründe, yerel çalışmaların bir yerelciliğe dönüşmesi ve yerel alanların dışına çıkılmaması, yerellerde bu anlayışa uygun derneklerin belirleyiciliğine girilmesi ve bütün etkinliklerin dernek isimleri altında yapılması eleştirilmişti. Bu bağlamda broşürde, yereldeki bütün ilişkilerin açığa çıkartılması ve bu ilişkilerin birim çalışmaları içerisinde aktif hale getirilmesini savunulmuştu. Bunun anlamı, ÖDA’nın yürüteceği bazı merkezi eylemlerin bir parçası olarak yerel bölgelerin de dinamizminin hayata geçirilmesi idi. Gelinen noktada bu anlayışın, yerellerin önünü kapatan değil, aksine yerelciliği aşan bir örgütlenme biçimi olduğunun bir kez daha altını çizmek istiyoruz. Bizim savunduğumuz, kendi içerisinde bütünlüklü bir yapının ancak yerel insiyatifler ve o insiyatiflerin gelişimi üzerinden tartışılabilir olduğudur. Yukarıdan aşağı bir yapının dayatılaması bizim siyasi kültürümüzde yoktur. Unutulmamalıdır ki, yürürlükte olan ÖDA iç hukukunu belirleyen tüzük, program ve broşür böylesi bir anlayıştan hareketle ilişkilerimizin olduğu yerellerde tartışılarak olgunlaştırılmıştır. Bundan böyle de aynı yöntemi izleyeceğimizden kimsenin şüphesi olmasın. Bir kez daha altı çizilmesi gereken nokta şudur ki; yerel pratikler ile ÖDA’nın genel politik eylemleri birbirinin yerine ikame edilecek olgular değildir. Zaten ÖDA broşürünün tanımladığı örgütlenme biçimi de bu iki çalışma alanını birbirinin karşısına koymamaktadır. Ayrıca yerellerde gerçekleştirilen dernek faaliyetlerinin politik söylem bazındaki yansımaları, ÖDA gibi bir platformun Avrupa genelinde etkinlikleriyle oluşturmaya çalıştığı duruşunun yaratacağı etki kadar olmayacaktır. Bu nedenle, bütünlüklü bir söylem yaratabilme aşamasında, yerellerin gücünden beslenen bir ÖDA, kendi fikriyatını yerellerde de pratikle besleyeceği bir mücadele biçimini yaratmakla mesuldur. Bunun yapılması için halihazırdaki pratiklerimizin bölüşüm şemasının yeniden düzenlenmesi gerekebilecekken, ÖDA platformunun yereli besleyecek organik ilişki biçimlerini de daha fazla yaşama geçirmesi zorunlu olabilir. Gerçekleştireceğimiz toplantıda bu ve bunun gibi seçenekler üzerinden ortak bir yönelim üzerinde karar kılmayı amaçlamalıyız.

Aradan geçen iki yılda broşürde çizilen bu siyasi çerçevede önemli gelişmeler sağlanmış olmakla beraber henüz özellikle yerellerdeki pratiklerin sınırları aşılamamıştır. Bunun elbette geçen yıllar içerisinde ÖDA’nın atıl durumuyla ilgisi olduğu söylenebilir. Ancak son yıllarda daha çok sokağa ve pratiğe yönelmiş ve broşüründe yerellerdeki çalışmalara farklı bir persfektif sunmuş ÖDA’nın ortada olduğu gerçeği de bu durumu aşmaya en azından bazı yerlerde yetmemiştir. Diğer siyasi yapılarla oluşturulan güç birliği, seçimlerde Sol Parti’nin desteklenmesi vb. şeklinde planlanan merkezi faaliyetlerin yerellere yayılmamış olması bazı örneklerdir. Almanya ve Avrupa’nın diğer ülkelerinde kendisini ÖDA ve ÖDP fikriyatı ekseninde tanımlayan genişçe bir topluluğumuz var. Bu topluluğun bütünlüklü bir siyasi yapının bireyleri olarak ÖD hukukuyla hareket etmesinin gerekliliği ortadadır. Böylesi bir yapının geliştirilemediği koşullarda bütünlüklü bir yapıdan söz edilemeyeceği bilinmektedir. Belirttiğimiz durumların öncelikle hepimizin sorunları olarak algılayıp, fail aramadan, birlikte çözmeye çalışmakla yükümlü olduğumuz da açıktır. Bu sorunları, önümüzdeki dönem hep birlikte tartışarak ve mücadele ederek mutlaka aşacağız, buna inanıyoruz.

Bu bağlamda ÖDA’nın 19-20 Ekim haftasonu toplantısı bir parça bu ihtiyaca yönelik olacaktır. Bu toplantıya, toplantının gündemine bağlı kalmak şartıyla ÖDA’lı ve ÖDA dostu herkes katılabilir.

Özgürlük ve Dayanışma Almanya (ÖDA) Yürütme

——————————————

Gün : 19-20.10.2013-Cumartesi ve Pazar
Saat : 11.00

Yer : Schullandheim Haus Pempelfort
Auf der Kirchenhecke 2-4
51545 Waldbröl

Kurzmitteilung

Bizim ustalığımız da budur usta: Direnmek!- Çağhan Kızıl

Kara geceden iner mapusa hasret ve kasvet. İçerde olmak değil, eli kolu bağlı olmaktır insanı eksik bırakan. İçinden çıkmak isteyen büyük bir uğultu vardır ama onun gürültüsünü duyuramamak koyar insana. O zaman gözler kapanır, ve istenilen yere varılır, kavganın tam ortasına. Eğer ülkeni mapusa çevirmişse zulüm, o zaman dostum, gözlerini açacaksın! Daha büyük bakacaksın, daha büyük koşacak, daha güçlü haykıracaksın! Dışarda mısın, dövüşenin yanında yani? Uzaktan bir ses duyarsın, büyür o ses, çığlık olur yükselir. Ölür Ali İsmail, doğar Ali İsmail’ler; ölür Ethem, doğar Ethem’ler. Bu ülkenin fidanlarını koparttılar ama ağaçlar yine de yeşerdi be usta, sen ağaçlarını sökmeye çalıştın ormanlar oldu bak etrafın. Şimdi ODTÜ’nün ormanına değiyorsun ya; ah usta ah, yanlış yapıyorsun! Tufan geliyor duymuyor musun? Direnişin tarihidir insanlık tarihi, umudun düşmanıdır sevgilim der Ahmet Arif, tanıdık da büyüdük sizi, merak buyurmayın! Yani direndik, direniriz! Yürüdük, yürürüz! Öldük, ölürüz! Kazandık, kazanırız! Hiç durmadan! Hiçbir şeye benzemez halkından korkanın korkusu, bugün merdivenleri polisinize bekletmeye başladınız ki halkın renkli fırçası değmesin sokaklara. Yaşamın rengini veren dayanışma kol geziyor işte sokaklarda, mahallelerde, ülkede! Siz savaş, sokaklar barış; siz ölüm; sokaklar yaşam; siz beton, sokaklar doğa; siz kul, sokaklar insan; siz hınç; sokaklar gülüş istiyor! Siz parçalayıp yakarken küllerine, sokaklar yeniden doğuyor o küllerden! Kavganın rüzgarı alevlidir, ama rüzgar döndü usta, bu ateş sizi yakacak! Bu inat hiç bitmeyecek! Bugün ODTÜ’ye ruhsatsız inşaatınızın yapılmasını engellemek isteyen silahsız insanlara polisinizle, gaz bombalarınızla saldırdınız. Nedenini sorgulamayı geçti sokaklar usta, adım adım yürüyorlar. Bak yine yükseliyor dalgalar, yaklaşıyor fırtına usta! Rüzgar esiyor efil efil! Ertuğrul Karakaya’yı hatırladın mı usta? Hani ODTÜ’nün ana kapısında süngülerle arkasından öldürdünüz ya! Oranın adı Karakaya girişidir artık, polisiniz giremez oradan, çünkü Ertuğrul hala türkü söyler orada. Bize ninnidir o, lakin sizin kulağınızı sağır eder. Sinan Cemgil’i hatırladın mı kardeş? ODTÜ’nün „hocam“ tabirini yaratmıştır o, Nurhak’da nasıl katlettiğinizi hatırlıyor musun? Ulaş Bardakçı peki? Nasıl da Türkiye halklarının kalbine Dev-Genç’i yazdırdığını unutmuş olamazsınız. Maltepe’de nasıl kurşuna dizdiniz onu! Taylan Özgür vardı, öğrenci kongresini basan üsteğmeniniz onu katletmişti! Evet evet, ODTÜ öğretim üyesi Necdet Bulut düşlerinize girmiştir tabi. Trabzon’a gönderip orada katlettirdiğiniz o insanı nasıl unutabilirsiniz ki! Üçlü amfi Necdet Bulut amfisidir ODTÜ’de! Rektörlük işgallerinden kalan yazıları silemediler, Devrim stadında her sene yenilenen ve daha da beyazlaşan DEVRİM’i silemediler usta! Dokuz direği yıkamadılar, rektörlüğün yanında durur, ODTÜ’deki dokuz şanlı direnişi simgeler. Bir direk daha dikiyor ODTÜ bugün oraya! On olacak, tıpkı Kızıldere’deki ON’ların efsanesinin bir hayalet gibi dolaşıyor olması gibi yurdumun üstünde! Yurt, evet yurtlardaki kurşun deliklerini unutmayın, faşizme karşı savaşan ODTÜ’lülerin direnişini simgeler onlar, Deniz’lerin tünellerini, Mahir’in patikalarını hatırlayın. Çünkü ODTÜ demek budur usta! Siz bundan korkuyorsunuz, ve korkmaya devam edin! Çünkü bu tren hızlandı artık, durduramayacaksınız! ODTÜ’den yol geçiremezsiniz, çünkü oradan geçecek tek yol devrimdir. O yoldan gidecekler de bellidir zaten! ODTÜ forumlarından tarih boyunca yükselen sesi dinleyin…. Biz değil bunu tarih söylüyor size! Usulca fısıldıyor bak dinle usta: …. yoook, yoooook, geçit yook, geçit yoooook usta! Bu memleket bizim, toprağı da, havası da, ağacı da, çiçeği de! Nazım gibiyiz işte, bu cehennem de bizim bu hasret de! Biz usta değiliz, biz mahiriz bu konuda, Mahir! Amma ve lakin direniyoruz usta, cünkü bu zulmün zamanı ahir…
Çağhan Kızıl

10 Eylül 2013 Salı12:50:51
Kurzmitteilung

logo

 

Auch dieses Mal Die LINKE!

Das Ende der sozialistischen Ära hat entgegen der postmodernen Prophezeihungen mit der Globalisierung nicht den ersehnten Wohlstand und Wohlergehen gebracht. Den Erwartungen entgegen hat die Entwicklung mit der Globalisierung, der ungerechten Verteilung, das wahre Gesicht des brutalen Kapitalismus erneut aufgedeckt. Der Protest und Auftstand gegen jede Art der Ungerechtigkeit  in allen Schichten der Bevölkerung und weltweit lässt uns aber hoffen. Diese Reaktionen bedeuten nicht nur ein Kampf für Gerechtigkeit. Sie hinterfragen gleichzeitig den Kapitalismus des frühen 21. Jahrhunderst und wollen ihn zur Verantwortung ziehen. Diese Entwicklung ist es, die uns hoffen lässt. Weiterlesen

Kurzmitteilung

logo

Sevgili Arkadaşlar,
Özgürlük ve Dayanışma Almanya önüne koyduğu çalışma proğramı hedefleri doğrultusunda, Politik faaliyetlerini sürdürmektedir.
ÖD-Almanya Geleneksel olarak yaptığı iki günlük toplantıya, kendi üyelerini ve dostlarını, aşağıda bilginize sunduğu gündemi birlikte tartişmaya davet ediyor.Bu toplantıya gelecekler sayılarını önceden bildirmeleri gerekiyor, organizasiyon açısından önemlidir.

Toplantı Gündemimiz:
1- Açılış konuşması
1a- ÖDP- den Eş Başkanı Alper Taş ve Önder İşleyen
1b- ÖDA adına konuşma
2- Özgürlük Dayanışma’nın genel örgütlenmeleri üzerine görüşme
3-Özgürlük ve Dayanışmanın merkezi bütünlüklü örgütsel yapısının politik tanımlanması ve örgütsel ilişkileri
4- Serbest kürsü ve temeninler

Gündeme dair önerilerimiz üzerine  görüşlerinizi bekliyoruz.

Gün : 19-20.10.2013-Cumartesi ve Pazar
Saat : 11.00
Yer: Schullandheim Haus Pempelfort 

Auf der Kirchenhecke 2-4

51545 Waldbröl

Şimdiden yolunuz açık olsun.
Sevgiler

Özgürlük ve Dayanışma Almanya

Kurzmitteilung

Bazen bir konuşma bir tarihi, bir toplumu değiştirir; Martin Luther King’in „I-have-a-dream“ – “Bir hayalim var!“ konuşmasıda Afroamerikalıların yaşamını değiştirdi. Ve üzerinden 50 yıl geçti!

Martin Luther King´in Öğrettikleri  ve Irkcılık!martin

Düşünceleriyle  ve  sokaktaki renkli eylem önermeleriyle şiddete başvurmadan direnme yöntemlerindeki çeşitlilikleriyle toplumsal yapıyı değiştirmeye zorlayan  iki kişi anılmadan olmaz. Bunlardan biri Gandi, diğeri ise Martin Luther King´tir.

Gandi tek kurşun sıkmadan o büyük! ülke İngiltere´yi dize getirip, ülkesini bağımsızlığa götürmüş, Martin Luther King´in mücadelsi ise beyazlara diz çöktürüp, Afromerikaları ikinci sınıf yurttaş olmaktan çıkarmış, ırkcılığa karşı mücadelede sembolleşmiştir.

ABD´de fakir gettolarda, beyazlardan yalıtılmış, ayrıştırılmış bir halde yaşayan, eğitimde veya bütçeden, sosyal hizmetlerden yeteri kadar faydalanmaması Afroamerikalıların kaderi bu yaşam olamazdı. Bu fırsat eşitsizliğinin olduğu ve kurumsal bağlamda üretilen eşitsizlliklerin olduğu bir toplumda Afroamerikalılar ile beyazlar arasındaki sosyal çatısma ihtimali kaçınılmaz olmuştu. Martin Luther King dayatılmak istenilen bu kadere ve eşitsizliğe karşı durmanın elçisi, sözcüsü, eylemcisi  olmuştu.

Sokakların, otobüslerin, kamu alanlarının, okulların siyahlar ve Avrupa merkezli beyazlara göre yapılandığı toplumsal süreçte siyahların söz sahibi olmadığı bir yerde;

Martin Luther King 28 Ağostos 1963 yılında uzun çalismalar sonunda yaptığı  „eşitlik ve özgürlük“  yürüyüşü çagırısına 250 bin kişi katilarak ABD’ de en büyük toplumsal tepkiyi örgütlemiş oldu.

Ve Martin Luther King, daha sonra tarihe geçecek o meşhur,  „I-have-a-dream“ – “„Bir hayalim  var “  içerikli konuşmasını yaparak ırkçılığın yarattıgı “ikili” hayat ve Afroamerikalılara uygulanan “ikinci sınıf vatandaş” uygulamaları  sona ermiş ve toplumsal eşitçilik yakalanmiştir.

Martin Luther King´in mücadelesi sonrası ortaya çıkan politik değerlerde Avrupa bir şey öğrenebildimi?

Irkçılık ve ayrımcılığa karşı mücadele denilince  dünyada adı sembolleşen Martin Luther King,hayatı pahasına verdiği uzun  mücadeleler sonrası “ırk ayrımcılığına “ son verildi.

Son 50 yıl içinde, siyahların durumu  ABD’de önemli ölçüde iyileşmiştir.  ABD´de “siyasal/sosyal devrim” olarak tarihe geçen, bu tarihsel olaydan sonra Afroamerikalıların sosyal ve ekonomik hayatlarında ciddi bir yükseliş olmuş ve işsizlik sayısında önemli bir düşüş olmuştur.

Gelinen bu sürecin en önemli belirgin olayı 2009 tarihindeki seçimde siyah birisinin ülkenin en önemli yerine gelmesi oldu. Ülkenin en önemli yerine gelen  baskan Barack Obama, sanki Martin Luther King’ in  rüyasının gercekleşmesiydi, Ama gercekten bu böylemi oldu?

Üzülerek söylemek gerekiyor ki, ırkcılık ve ayrımcılık halen ABD´de toplumsal bir gerceklilik olarak duruyor, beyazlar halen siyahlara göre  ücretlendirmede daha cok kazanıyor, beyazlarda tutuklanma sayısı azken, siyahlarda bu durum  artmakta, politik süreç ve politik kader halen beyazların elindedir.

Irkcılık ABD´de sadece bir siyah sorunu değil, bu aynı zamanda Lezbiyenlerin, Gay´ların, Latin Amerikalıların da ciddi bir sorunudur. Dolayısıyla ırkçılık toplumda “sosyal ayrımcılığın” bir parcası olarak yansımakta. Bununla ciddi bir mücadele edilmediği sürece toplumdaki ön yargıların, ayrımcılığın, ötekileştirmenin ve en önemlisi  toplumsal barışın sağlanması mümkün değildir.

Irkçılık ile Avrupa’nın sorunları!

Adı köprülere, sokaklara, kavşaklara verilen ve onun şahsında ırkçılığa karşı bir tutum alıyormuş gibi bir izlenim veren  Avrupa, ulus devletin ekseninde kurtulmamış, ırkçılığın/yabancı düşmanlığın merkezi konumundadır. Tüm gösteriler Avrupa’da ki  yabancı düşmanlığının ve ırkcılığın  ABD´den daha yüksek bir düzeyde olduğunu  göstermektedir. Avrupa’da ırkçılık ve yabancı düşmanlığının bu boyuta olması eski kıtayı ikaz edici  bir karekterdedir. Elbetteki ABD´deki ve Avrupadaki ırkcılığı doğrudan karşılaştırmak zor ve doğru değildir, ama ABD de yaşayan siyahlar, Avrupa´da yaşayan 12 milyona yakın Romen´den daha iyi yaşadıklarını görmek gerekiyor.

Avrupanın tersine, ABD´deki paralel toplumlarda yaşayan kültürel topluluklar, toplumda  bir tehdit olarak görülmemektedir. Tam tersine burada yaşayan kültürel topluluklar birer zenginlik kaynağı olarak toplumda karşılık bulmakta ve buraların kendilerine göre birer hikayeleri var ve her yıl önemli bir  olay olarak anılmaktadır. Bu parelel kültürel toplulukların yoğunluklu yaşadığı Chinatown, Little Italy. Oktoberfest veya St Patrick günü gibi etkinlikler  her yıl kutlanmaktadır. Burada yaşayanlar  Amerikalı olduklarından gurur duydukları gibi, kendi kültürel ve toplumsal  kökleriylede gurur duyabilmektedirler.

Kısaca Martin Luther King’in  siyasi  biyografisi sonucu ortaya çıkan, siyah ve beyazların eşitçilik  ve özgürlük mücadelesi toplumsal düzeyde sürecini tamamlamamıştır ve bu toplumsal eşitsizliklerle/ırkçılıkla  etkili bir şekilde mücadele devam etmektedir.

Hüseyin Çelik /Herne,02.09.2013

Kurzmitteilung

Devrimciliğin Olmazsa Olmazıdır Vefa

Özgürlük ve Dayanışma Almanya – ÖDA çerçevesinde topluluğumuzun örgütlü bir duruşunu sağlamak için son senelerde yoğun bir çaba içerisindeyiz.

Hiç kuşkusuz, ÖDA sadece eski arkadaş ilişkilerini bir araya getiren anlayışa sahip değildir. Ama, aynı zamanda eski arkadaş çevresine de sunulmuş örgütlü bir siyaset davetiyesidir. Bu noktada, eski siyasi ilişkilerden gelen arkadaşlar arasında bu çabalara karşılık veren olduğu kadar, halen son derece basit, bir takım eski takıntılardan kaynaklı karşılık vermeyen bir kesimin mevcudiyeti de biliniyor.

Özgürlük ve Dayanışma, bu çabalara şimdiye değin karşılık vermeyen arkadaşlarla bir birimizi ikna etme ve birlikte davranma çalışmalarına devam edecektir.

Bu yazımın amacı aslında bir ÖDA tartışması olmayıp, her dönem örgütlü mücadelenin yorulmaz savunucusu ve gücü Cevat Ersoy hocamızdan bahsetmektir.

Vefayı devrimci bir siyasetin olmazsa olmazları arasında sayarız. Bundan dolayi, Cevat Abi böyle bir vefayı çoktan haketmiştir. O uzun yıllar Almanya’da yaşamış ve buradaki örgütlü bir mücadele sürdürülmesinin her aşamasında teredütsüz yer almıştır. Kendisi Almanya’nın Wetzlar şehrinde yaşamaktadır. Wetzlar’da ekmeğini öğretmenlik mesleğinden kazandı. Devrimci Yol’culuğu ise onun yaşamının bir parçası değil, ta kendisi oldu hep. Onun içindir ki emeklilik sonrası devrimci çalışmalara daha bir ağırlık verdi. Özgürlük ve Dayanışma ilişkilerine büyük destekler sundu.  ‘BirGün ile Dayanışma’ toplantısında bağış toplanırken, hatırı sayılır bir miktar  bağış yapınca, şaşkın bakışlar arasında “Bu bir ihtiyaç!” demesi ona özgü unutulmaz bir anıdır. Arkadaşlar arası her kırılma anında meselelerin kişiselleştirilmesine karşı çıkar, sorunların giderilmesi için çaba sarfederdi.

Cevat Abi son senelerde  ciddi sağlık sorunları yaşadı. Halen bu ciddi sağlık sorunlarıyla mücadele ediyor. Biz yol arkadaşları olarak, ne kadar vefa gösterebildik, ne kadar ona bu mücadeleyi kazanma noktasında  güç verebildik bilemiyorum.  Ama bildiğim şey,  o halen ÖDA’ya  güç veriyor. Özgürlük  ve Dayanışma Almanya’nın  iç hukukuna bağlı ve bizi en çok yoran üyelik maddesini gereğini hiç aksaksız yerine getiriyor.

En son Cevat Abi’yi, ‘ÖDP’siz Fatsa, Fatsa’sız ÖDP olmaz’ kampanyası sırasında Wetzlar şehrinde yaptıgımız etkinliğe tekerlekli sandalyesiyle geldiğinde görmüştüm.Ondan sonra benim bildigim kadarı ile Cevat hoca artan saglık sorunlarından dolayı coğu etkiliklere katılamıyor.Ama yüreğinin  her etkinlikte bizimle olduğundan hepimiz eminiz.

Vefa hiç kuşkusuz bu iki satırlık yazı değildir.Biz yol arkadaşları olarak,Cevat hoca’yı yaşamla hastalık arasındaki mücadelesinde yanlız bırakmamalıyız.

Tekrar bu yazının ilk başına dönersek eğer, hepimizin bir Cevat Ersoy olması mümkün değil. Devrimciliğin gereği örgütlü, bütünlüklü bir oluşum sadece ihtiyac  duyanlarla güçlenebilir. Bu ihtiyacı duyan arkadaşlarımızla  kış ayları dönemi Özgürlük ve Dayanışma olarak yoğun bir mesai tüketeceğiz.

Baharı daha güçlü karşılamak için . . .

Fehmi İşleyen, Duisburg Ağustos 2013

Kurzmitteilung

logo

Bir Kez Daha Die LÍNKE

Sosyalist bir döneminin sona ermesinin ardından, post modernist iddiaların aksisine, sermayenin küreselleşmesi refah ve mutluluk getirmedi. Tam tersine küreselleşme, gelir dağılımındaki dengesizliği daha da artırken, dünyanın hemen her coğrafyasında vahşi kapitalzmin acımasız yüzünü biraz daha açığa çıkardı. Şimdi umut verici olan ise, tüm bu haksızlıklara karşı dünyanın bir çok yerinde, her kesimden kitlelerin sokaklara çıkıyor olmalarıdır. Bu tepkiler, sadece hak arama tepkileri değil. Bu tepkiler 21. yy’ın erken çağında yeniden kapitalizmi sorguluyor. Bu durum hiç kuşkusuz geleceğe yönelik umutları her geçen gün biraz daha yeşertiyor. Weiterlesen

Kurzmitteilung
logo
Liebe Freunde,
anlässlich des Wahlkampfes für die kommende Bundestagswahl veranstalten wir mit der Partei Die LÍNKE am Samstag, den 7. September eine Zusammenkunft.
Die stellvertretende Parteivorsitzende und parlamentarische Fraktionsvorsitzende Sahra Wagenknecht sowie Duisburger Kandidaten Marc Mulia und Lukas Hirtz werden als Referent/in auftreten.
Es ist außerordentlich wichtig, dass ihr als unsere Mitglieder und unsere Freunde teilnehmt.
Freiheit und Solidarität Deutschland – ÖDA
Datum: 7. September 2013,
Um:    18.00 Uhr
Adresse: Friedenstraße 5, 47053 Duisburg

 Değerli arkadaşlar,
Almanya’da yaklaşan genel seçimler üzerine Alman Sol Partisi – Die LÍNKE ile
7 Eylül 2013, Cumartesi günü bir panel düzenliyoruz.
Die LÍNKE’nin Genel Başkan Yardımcısı ve Milletvekili Sahra Wagenknecht , Duisburg adayları Marc Mulia ve Lukas Hirtz konuşmacı olarak  bizler ile beraber olacak.
Tüm ÖDA üyelerinin ve dostların mutlaka katılması önemlidir.
Özgürlük ve Dayanışma Almanya – ÖDA
Tarih: 7 Eylül 2013, Cumartesi,
Saat: 18.00
Yer: Friedenstr. 5, 47053 Duisburg
(derneğin oldugu adres)
Kurzmitteilung

duisburg rojova protestosuDuisburg’da 10 Ağustos 2013, Cumartesi günü Rojava’da yaşanan katlima ilişkin Demokratik Güç Birligi‘nin düzenlediği yürüyüş yapıldı. Özgürlük ve Dayanışma Almanya – ÖDA olarak bu eylemde de yerimizi aldık.

Anca diğer sol güçlerden farklı olarak, Suriye’de 2 yılı aşkın zamandan beri süren savaşın kaçınılmaz sonuçları olarak gördüğümüz Rojava katliamanı ve emperyalizmin çıkarları uğruna yapılan  bu savaşa  karşı durmak gereğine işaret ettik. Bu savaşta  yüz binin üzerinde ölen insanın olduğunu, bu kanlı iç savaşata başından beri aktif olarak karşı tutum aldığımızı bellirtik. ÖDP’nin savaşın başladığı yıllarda Suriye sınırında bulunan Hatay’da yaptığı “savaşa hayır” mitingi hatırlatıldı.

Yaklaşık olarak değişik gruplardan 400 kişinin katıldığı bu eylem katliam karşıtı açıklamalarla ve Demokratik Demokratik Güç Birligi‘nin ortak açıklaması okunarak son buldu.

Duisburg’da 10 Ağustos 2013

Kurzmitteilung

logo_od_almanyaDeğerli arkadaşlar,

güzel günler ve eylemlilikler yaşadık hep birlikte. Geleceğe olan inancımızın gereği, elimizden ne geliyorsa yapmaya çalıştık. Bundan sonra da yapmaya devam edeceğiz.

Önümüzdeki  günlerde, yani izin sonrası daha örgütlü ve bütünlüklü bir Özgürlük Dayanışma hareketi için öncelikli olarak üye kampanyaları yapacağımızı şimdiden duyuralım. İzinden dönen veya burada kalan arkadaşlar bu çalışmalara hemen başlamalıdırlar. ÖDA kontosuna aylık 10 Euro (en az) yatıran arkadaşlarımız otomatikman ÖDA ve ÖDP üyeliği hakkını kazanıyor. Başka bir forum doldurulmasına gerek yoktur. Üye isim listelerinin birisi ÖDA bürosunda kalırken, diğeri ÖDP genel merkezine gönderiliyor.

İzine giden arkadaşlara gün bir BirGün gazetesi almalarını hatırlatıyoruz ve güzel, güneşli günler diliyoruz.

Temmuz 2013, ÖDA

Freiheit und Solidarität e.V.
Sparkasse Duisburg
Konto:  200 168 292
BLZ:     350 500 00
IBAN:   DE32350500000200168292

Aidat ödeme işini kendi bankalarımıza giderek Dauerauftrag metodu ile yaptırmamız, Verwendungszweck olarak „Mitgliedsbeitrag“ yazmamız gerekmektedir.

Özgürlük ve Dayanışma Almanya

Kurzmitteilung

logo_od_almanyaÖDP Sultangazi Gazi mahallesi Temsilciliği sorumlumuz, CELAL KARADUMAN‘ı uğradığı bir silahlı saldırı sonucu ne yazık ki kaybettik. Ailesinin, sevenlerin ve bütün yol arkadaşlarının başı sağ olsun! Ayrıca değerli Celal Karaduman ile birlikte katledilen Serkan Ergül’ün ailesine ve dostlarına baş sağlığı diliyoruz.

Celal Karaduman anılarıyla 21. yy Devrimci Yol’unu yaratma mücadelemizde yaşayacak.

ÖZGÜRLÜK ve DAYANIŞMA ALMANYA

Kurzmitteilung

logo_od_almanyaBilindiği gibi bugün Düsseldorf’da Türkiye devleti destekli AKP’le dayanışma mitingi yapılacak. Bunun üzerine Demokratik Güçbirliği, yerel dernekler, sendikalar ve sol partiler bir araya gelerek konu üzerine görüş belirttiler. Gelinen noktada ABF ve YEK-KOM kendilerine göre bazı gerekçeleri sunarak bu eylemden çekildiklerini açıkladılar. Buna rağmen bu görüşmelerde bulunan diğer siyasi yapılar AKP’ye karşı miting yapma kararlarını açıkladılar.

Demokratik Güçbirliğinin kendi içindeki işbirliği ahenginin bozulması AKP’ye karşı yapılacak eylemin zayıflamasıdır.

Dolayısıyla Demokratik Güçbirliğinin ortak hareket etmemesi ve kitlesel bir eylem gerçekleştirememesi Köln’de yakalanan moral ve motivasyonun kırılması anlamına gelir.

Avrupa’da AKP düzeninin teşhirine yönelik eylemlerde yakalanan başarının Düsseldorf’ta yakalanamıyacağı ve bu mitingin sadece AKP mitingine karşı bir mitingmiş gibi algılanmasını doğru bulmuyoruz. Dolayısıyla Özgürlük ve Dayanışma Almanya olarak bu mitinge katılmayacaktır.

Demokratik Güçbirliğinin geldiği bu aşamayı, bu eylem öncesi çekilmeleri ve sonuçlarını tartışarak, yürütülen birlikteliğimizin geldiği aşamasını gözden geçirmeliyiz. Güç birliği bileşenlerinin şimdiye kadar ortaya koyduğu politik iradesi ve eylemleri üzerine bir değerlendirme yapması, hemde bazı anlayışların tartışılması için bir toplantı yapmasını öneriyoruz.

Özgürlük ve Dayanışma Almanya

Kurzmitteilung

 ÖDA NRW Bölgesi Pikniği Yapıldı

NRW_Piknik-Juli_2013Yaklasık olarak 120 kişinin katildiği pikniğimiz oldukca neşeli geçti. NRW bölgesinde oldukca yoğun politik eylemlerin arkasından yapılan bu piknik hepimize iyi geldi. Gençlerin de yoğun katılım gösterdiği piknikte „Her Yer Taksim, Her Yer Direniş“ sloganı da atıldı.

Ayrıca gençler Moers parkından, gezi parkı eylemcisi olarak Türkiye‘de  göz altına alınan Gençlik Muhalefeti üyesi Sercan’a ve diğer tutuklu devrimcilere selam gönderdiler. Gençlik Muhalefeti pankartı arkasında resim çektiren gençler, bu resimle birlikte bir de mektup kaleme alarak, Sercan’a  gönderme kararı aldılar.

Özgülük ve Dayanışmacılar eylemlerde sokaklarda buluşma sözleriyle bu güzel günü noktaladılar.

Kurzmitteilung

logo_od_almanyaSevgili arkadaşlar,

Özgürlük ve Dayanışma Almanya geleneksel pikniğini 06 Temmuz 2013, Cumartesi, Saat: 13.00‘de Krefelderstr. 169 (Hotel Möers) 47447 Moers´te yapacaktır.
Bu pikniğimize ÖD-Almanya üyelerini ve dostlarını davet ediyoruz.

Tarih: 06.07.2013 – Cumartesi, Saat: 13.00
Adres: Krefelderstr. 169 (Hotel Moers)
47447 Moers

ÖDA

Kurzmitteilung

logo_od_almanyaDeğerli Arkadaşlar,

güçlü bir ÖDA korteji için, NRW’deki bütün arkadaşları 29 Haziran 2013’de Duisburg’da yapılacak mitinge cağrıyoruz. Dün Sivas‘ta Türkiyeni’nin aydınlarını yakanlar, bugün geriye kalanları da yok etmek istiyorlar. Bu bağlamda içerde, dışarda nerede olursak olalım, çözüm AKP düzenine karşi kavgada.

Bu abluka dağıtılacak!

Cumartesi Duisburg’da buluşuyoruz!

ÖDA

Kurzmitteilung

logo_od_almanyaDeğerli arkadaşlar,

22 Haziran 2013, Cumartesi, Saat: 12.00‘de, Köln-Heumarkt’ta „Her Yer TAKSİM, Her Yer DİRENiŞ“ mitinginde buluşuyoruz.

Güçlü bir ÖDA korteji için bölgelerdeki arkadaşların, öncelikle ve özellikle de genç arkadaşlarımızın mitinge katılmaları, katılmalarının sağlanması önemlidir. En geç Saat 11.30’da  ÖDP flamalarının ve bayraklarının  bulunduğu yerde buluşuyoruz.

Bu mitingde Eş Genel Başkanımız Alper Taş da aramızda olacak. Yürüyüş sonrası, Eş Genel Başkanımız Alper Taş’ında katıldığı  bir sohbet toplantı yapılacaktır.

Tüm üyelerimizin, dostlarımızın, arkadaşlarımızın bu mitinge katılmaları önemli.

Herkese kolay gelsin!

Tarih: 22 Haziran Cumartesi, Saat: 12.00
Yer: Heumarkt, 50668 Köln

ÖDA – Özgürlük ve Dayanışma Almanya

Kurzmitteilung

logo_od_almanya

Das AKP-Regime richtet mit seiner „totale Macht“-Einstellung das Volk und alle anders Denkenden. Das Volk ist gegen seine „Basta“-Politik und seinen Zerstörungswut, zuletzt aufgrund der Vorfälle in dem berühmten Gezi-Park, dem Hyde Park, Central Park von Istanbul, zu zehntausenden auf die Straßen gegangen. Es protestiert gegen das AKP-Regime. Wiedermal werden Menschenrechte verletzt, mit einem großen Polizeiaufgebot, das mit unkontrollierter Gewalt vorgeht, Tränengas, Gummigeschosse und Wasserstrahlen einsetzt. Die Proteste gehen trotz dieser massiven Vorgehensweise der Polizei weiter.

Das Regime in der Türkei bezeichnet die Kurdenproblematik weiterhin als ein „Terrorproblem“. Die türkischen Regierungen haben in ihrer gesamten Geschichte Massaker an Kurden und an ethnischen Minderheiten verübt und sie vertrieben. Recep Tayyip Erdogan setzt diese Tradition mit der AKP fort. Das Massaker von Roboski im Dezember 2011, bei dem 35 junge Menschen gestorben sind, ist nur ein Beispiel seiner Gesinnung. Die Politik des türkischen Ministerpräsidenten richtet sich gegen alle Andersdenkende, alle Minderheiten, gegen die freie Presse, gegen Gewerkschaften, gegen Frauen. Kurz: er führt mit offenen Kriegsmethoden einen Krieg gegen jeden in diesem Land. Auch in der Außenpolitik, zuletzt in Bezug auf Syrien, kennen wir seine kriegstreibende, hetzende Politik. Er unterstützt die dschihadistischen Truppen in Syrien und wirkt mit dieser Politik auf einen Krieg in dem Nachbarstaat hin.

Dieses Regime ist auch gegen Andersgläubige in der Türkei. Es versucht mit seiner islamistischen Einstellung die Aleviten, Yeziden, Christen und andere mit aller Gewalt zu assimilieren.

Dieses Regime ist gleichzeitig ein Feind der Natur. Es vernichtet den natürlichen Lebensraum aller Lebewesen. Die Umweltschützer, die seit nun 4 Tagen protestieren, wurden von der Polizei brutal angegriffen. Zehntausende solidarisieren sich seit gestern Türkeiweit mit ihnen. Der Protest ist vergleichbar mit „Stuttgar 21“. Der Widerstand weitet sich nun aus. Der Aufstand in und um Gezi-Park richtet sich gegen den staatlichen Despotismus und den Polizeistaat. Die Demonstranten protestieren gegen das Vorhaben von AKP und Erdogan, an Stelle des Parks ein Einkaufszentrum zu errichten.

Der Aufstand bringt Erdogan in Bedrängnis. Denn es hat die Grenzen von Taksim, von Istanbul gesprengt. Und wir möchten unsere Solidarität bekunden. Der Widerstand ist überall.

Es lebe der Widerstand! Es lebe die Solidarität!

Freiheit und Solidarität / Özgürlük ve Dayanisma Almanya

Kurzmitteilung

581210_10201232334440130_1153504793_n

Gezi Parkı direnişte, Direniş İstanbul´da, İstanbul Ankara´da, Ankara ülke genelinde … Ülke direnişi Berlin´de, Berlin Köln´de. Özgürlük ve Dayanısma NRW olarak bizler;

01.06.2013 Cumartesi
Duisburg-Forumun önü Königstr – alis veris caddesi
SAAT : 17.00 de buluşuyoruz.

Sokağın sesinin yükseldiği, yükselen sesin sokağın iradesi olduğu bu eylemle dayanışmak için bütün arkadaşlarımızı buraya bekliyoruz. Her gelen arkadaş mutlaka yanında birisini getirmeli.

Özgürlük ve Dayanisma Almanya

 

Kurzmitteilung

logo_od_almanyaÖzgürlük ve Dayanışma NRW olarak 25 Mayıs’da solingende ırkcılığı bir kez daha lanetleyeceğiz. Bu mitige ağırlıklı olarak NRW’deki arkadaşlarımız katılım noktasında çalışmalara başlamalıdırlar. Mitingin başlama yeri ve başlama saatini daha sonra paylaşacağız.

16 Mayıs 2013
Özgürlük ve Dayanışma Almanya – ÖDA

* * *

Büyük Mitinge Çağrı
Değerli Özgürlük ve Dayanışmacılar, onların arkadaşları ve dostları,

29 Haziran 2013, Cumatresi, Saat 14.00’de Duisburg HBF da Sivas ve Solingen olaylarını protesto etmek için büyük bir miting düzenleniyor. Bu mitig kararı dün Duisburg /Hamborn’da Alevi – Bektaşi Derneği’ndeki toplantıda alınmıştır. İçinde Bizim de olduğumuz ÖDA, AABF, ATIK, AGIF, ATIF, DIDF, YEKKOM tarafından organize edilecek bu miting için bütün arkadaşlarımız bölgelerinde, şehirlerinde yoğun bir çalışma yürütmelidirler.
Miting hakkında ÖDA bürosu her toplantıdan sonra bütün üylerimize bilgi aktarımını yapacaktır. Tüm gücümüzle bu mitinge katılmak için şimdiden çalışmalarımıza başlamalıyız.

16 Mayıs 2013
Özgürlük ve Dayanışma Almanya – ÖDA

 * * *

Özgürlük ve Dayanışma 9 Haziran’da, İstanbul’da yapılacak büyük mitige çağırıyor. Gidebilecek arkadaşlarımız isimlerini ÖDA Büro ile paylaşırlarsa iyi olur.

16 Mayıs 2013
Özgürlük ve Dayanışma Almanya – ÖDA

Kurzmitteilung

logo_od_almanyaReyhanlı’da büyük bir acı yaşadık. Kaybettiğimiz insanlarımızın yakınlarına baş sağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Patlamanın ve yaşanan ölümlerin gerçek faili; emperyalizmin taşeronluğu ile komşularımıza karşı savaşçı bir politika izleyen AKP`dir.
Sürecin en başından itibaren, ‘Bu yangın hepimizi yakar, yangını körüklemeyin’ diye uyarılar yapmamıza karşın, AKP iktidarı bunlara kulak asmadı ve bugünkü katliamın ortaya çıkmasında en üst düzeyde sorumluluk sahibi oldu.
Emperyalizmin aktif taşeronluğunu üstlenerek Suriye’deki iç savaşı derinleştiren AKP; Hür Suriye Ordusu vb. cihatçı güçleri para ve silah yardımı ile aktif biçimde destekledi. Ülkemiz Hatay’dan başlayarak iç savaş üssü, emperyalizmin kirli operasyon merkezi ve savaşın parçası haline getirildi. Bunun sonucu olarak iç savaş ülkemiz içine taşındı. Reyhanlı‘da yaşananlar Suriye ile örtülü ve dolaylı olarak sürdürülen savaşın bir sonucudur ve savaşta olduğumuzun resmidir.
Gelinen noktada ‘stratejik derinlik‘ adı altında ülkemizi emperyalist politikaların derin ve kirli operasyon merkezi haline getiren AKP stratejilerinin iflas ettiği görülmüştür.
Bugüne dek, Suriye konusunda siyasal bir çözüme hiçbir zaman yaklaşmayan AKP’nin askeri operasyonu zorlamasının en acı sonucu Reyhanlı’da yaşananlardır. Dahası, Reyhanlı saldırısı yeni bir askeri müdahalenin, bu doğrultuda askeri bir savaş koridorunun açılmasının gerekçesi haline getirilmeye çalışılıyor. Bugün Reyhanlı’nın boşaltılabileceğinden, askeri bir savaş koridoruna dönüştürülebileceğinden söz ediliyor.
AKP iktidarı, emperyalizmin güdümünde ve cihadist çetelerle ittifak içerisinde ülkemizi hızla bir felakete doğru sürüklemektedir. İzlenen politikalar, Suriye‘de olduğu gibi ülkemizde de halkı birbirine düşürmektedir. Hem Suriye‘de, hem de ülkemizde mezhepsel ve etnik bir ayrışmayı körükleyen, cihadist güçlerin zalimane politikalarına destek veren bu anlayış, ülkemizi hızla bedelini halkların ödediği kanlı bir savaşa doğru sürüklemektedir. Hatay‘dan başlayarak bölgenin özel bir savaş üssü ve operasyon merkezi haline getirilmesi, halkın can güvenliğini ortadan kaldırmaktadır.
Erdoğan ve Davutoğlu, bu ölümlerden yeni ölüm kararları çıkarma hevesiyle sağa sola saldırmak, suçu başkalarında aramak yerine derhal bu savaşçı politikaları terk etmelidir.
Hatay halkına dönük tehdit ve saldırılarla iç savaşı ülkemize taşıyan cihadist çeteci güçler bütün kamp ve üsleriyle ülkemizden çıkarılmalı, bu güçlere yapılan silah ve para yardımına son verilmelidir.
Suriye‘ye dönük her tür müdahaleye son verilerek, Suriye‘nin geleceğini Suriye halkı belirlemelidir. Daha fazla para ve güç için yoksul halkların üzerine bomba yağdıran, ülkelerin tarihin ve geleceğini yok eden emperyalist saldırganlığa ve onun işbirlikçisi olan AKP iktidarına karşı gün var gücümüzle mücadele ederek ülkemizin bağımsızlığı ve Ortadoğu halklarının özgürlüğü için mücadele etmektir.
Önümüzdeki günlerde her tür açık ve dolaylı müdahale karşısında daha büyük bir ses ve güçle emperyalistlerin ve taşeron görevi üstlenen AKP’nin karşısında duracağız. Ülkemizde ve bölgemizde barış için mücadelemizi yükselteceğiz.
Barış ve özgürlük için emperyalizmi ve taşeronlarını ülkemizden ve bölgemizden kovalım.

Mayis 2013
Özgürlük ve Dayanışma Almanya – ÖDA

Kurzmitteilung

1 Mayıs‘ın Ardından
BirMAYIS
Özgürlük ve Dayanışma Platformu, kongresinde almış olduğu karar doğrultusunda, Almanya genelinde daha kitlesel ve yaygın bir mücadele hattını açığa çıkarmak için, bu dönemin somut ihtiyaçlarına gücü oranında kismen de olsa yanıt üretebilecek bir beş aylık çalışma programını başarıyla tamamladı. Kısaca hatırlamak gerekirse;

– Geçen yılın son aylarında ÖDP Eş Genel Başkanı Bilge Seçkin Çetinkaya ile birlikte çalısma takvimimizin ve çalışma prensiplerimizin görüşüldüğü, alan faaliyetlerinin yeniden şekillendirilmesi amacıyla gerçekleştirdiğimiz iki günlük kamp,
-´Yüzümüzü yeninde sokağa dönmemiz!` gerektiği tespitiyle, Ocak ayında Berlin’de kitlesel Rosa Lüxemburg anması,
-Şubat ayında Frankfurt‘ta Oğuzhan Müftüoğlu ile Türkiye`de ki güncel gelişmeleri birlikte değerlendirdiğimiz söyleşi,
-Devrimci değerlerimize sahip çıkma iradesini yeniden ortaya koyduğumuz Hannover’de Kızıldere Anması gecesi,
– Nisan ayında Frankfurt’da ´Şenlikli bir gelecek, şenlikli bir muhalefetle olur.` şiarıyla örgütledigimiz ÖDA 17. Yıl Şenliği,
– Ve sesimizin ulaştığı heryer(el)de 1 Mayıs… bu dönemin öne çıkan pratik faaliyetleri oldu.

Bütün bu etkinlikleri örgütleyen ve hayata geçiren ÖDA bir dizi eksiklerine rağmen bu ülkede yerel insiyatifler üzerinden bütünlüklü bir hareket inşası yolunda önemli mesafe katetti. Eksikliklerimizi tartışmaya hiç kuşkusuz devam edeceğiz. Tartışarak ve daha fazla pratik içine girerek bu eksikliklerimizi azaltmaya çalışacağız.

ÖDA‘nın yeni dönemi, daha aktif bir siyasal-toplumsal mücadele hattını açığa çıkarabileceği bir dönem olacak. Bu dönemde daha geniş kitleler ile ilişkilenebileceğimiz bir çalışma hayatının açığa çıkabilmesi için, yerellerde insiyatif alacak birim örgütlenmelerinin hızla inşa edilmesi gerekmektedir. Yerel faaliyetten kasıt, ilişkilerimizin bulundukları yerde birbirinden bağımsız, kopuk bir çalışma hayatını değil, merkezi kampanyalar ekseninde bütünlüklü bir örgütsel duruşu sağlayabilmek olmalıdır. Ancak böylesi bir sürece girerken aşılması gereken önemli sorunlarla karşı karşıyayız. Saflarımızda bazı eğilimlerin ortak, bütünleştirici bir siyasal algıyı yakalamaları ve onun pratik karşılığını icra etme biçimi bu sorunların başında gelmektedir.

Avrupa topraklarında uzun yıllar örgütsel bütünlüklü bir hareketten yoksun kalmışlığın getirdiği alışkanlıkların izahi sadece yerellerde bulunan derneklerin kimliği ile sınırlı bir bakış acısını egemen hale getirilmiş bulunmaktadır.

Biz yerel çalışmaların ve yerellerde bulunan derneklerin öneminin altını hep çizdik. Bir dernek kimliğinin ve onun etrafında yapılacak yerel çalışmaların merkezi bir örgütlenmenin yerine, merkezi bir yapılanmanın da yerel insiyatif ve dernekleri yok sayamayacağı çok açıktır.
Kisaca ifade etmek istenilen şudur; „Siyasi çalışmaların büyütülmesi sadece yerel dernek faaliyetleriyle yetinmeyip merkezi, bütünlüklü bir siyasi örgütlenmeyi aşağıdan yukarıya örgütlenmesiyle mümkündür. „Tartışma ve konuşmaya başladığımız an bize ‘Türkiye siyaseti yapıyorsunuz’ diyen arkadaşlarımızla önümüzdeki dönem tartışmaya devam edeceğiz. Geçen yıl Özgürlük ve Dayanışma’nın yayınladığı broşürde konuya ilişkin yazılanların genel olarak yerinde olduğu kabul görmüş olsada, daha tartışmaya ihtiyaç olduğu ortadadır.

Örgütsel ihtiyaçların veya sorunların tartışıldığı ÖDA aynı zamanda politik pratik hayatın örgütlendirilmesi içinde tartışarak aldığı kararlara uyarak kendi pratiğini örgütlemektedir. Bu bağlamda 1 Mayıs 2013´te ÖDA olarak ‘alana mutlaka çıkılmalıdır’ diye israrlı olduğumuz; sokağın sesi olma, yerellerde – birimlerde aynı sesin, aynı politik motivasyonun ortaya çıktığı ortak “politik iradenin” sergilendiği bütünlüklü merkezi bir eylem herkes tarafından kabul görmeliydi. Bazi arkadaşlarımız ve birimlerimiz ikna olmadıkları görülmektedir.

Yukarıda değindiğimiz gibi bütün ilişkiler daraltılmış bir şekilde yıllardır alışkanlık haline getirilmiş dernekçilik ile sınırlı faaliyetlerin aşılması noktasında bir adım ötesini görmemek için ayak diretenler oluyor ve olmaya devam edeceklerdir.

Geçmişin bitmez tükenmez hesaplaşmaları, herkesin kendi geçmiş konumundan hareketle sadece geçmişe bakması, kendi içinde yaşadığı her alanı meşrulaştırmak için geçmişin Devrimci Hareketini referans yapması dönemi kapanmalı ve aşılmalıdır.

Özgürlük ve Dayanışma bu durumu aşma doğrultusundaki iradesini tavizsiz sürdürecektir. Şu an göçmenlerin, kadınların, gençlerin, bütün ötekilerin ve ezilenlerin ve elbette sokağın sesi olmaya aday bir Özgürlük ve Dayanışma var. Almanya‘da 7 şehirde, İsviçre ve Fransa‘da 1 Mayıs’da sokaklara çıkılmış olması bunun somut bir göstergesidir.

Şimdi her şey doludizgin ve çoğul!
Şimdi her şey kesintisiz ve sürekli bir devrim gibi!
Şimdi her şey yeniden . . .

Mayıs 2013
Özgürlük ve Dayanışma Almanya – ÖDA

Kurzmitteilung

Özgürlük ve Dayanışa 1 Mayıs’ı ‚Irkcılığa, Ayrımcılığa ve Sömürüye KARŞI SOKAKLARDAYIZ!‘ sloganıyla Duisburg, Frankfurt, Bielefeld, Hannover, Wuppertal, Stuttgart, Hamburg, Metz-Fransa, Zürich-Isvicre’de coşkuyla alanlarda kutladı.

Kurzmitteilung

Daha etkili bir Özgürlük ve Dayanışma için hep birlikte!

Bugün yapılması gereken, ÖDA’nın örgütsel tarifinin altının daha fazla doldurulmasıdır. İç hukukumuzda tanımlanan örgütsel görevlerimizin yerine getirilmesi ve programımıza uygun politik/siyasi  pratikler  geliştirerek ÖDA’nın bu ülke topraklarında büyümesini sağlamaktır. Hiç kuşkusuz yeniden kitleselleşmenin yolunun sadece pratik süreçlerden geçmediğini bilmek gerekiyor. Yeni tartışmaların ışığında  bugüne kadarki birikimlerimizin de geliştirilmesi gerekmektedir.

Bu noktada daha önce diğer yazılarımızda da değinildiği üzere büyük ayak izlerimizin olduğu bu ülkede her arkadaşımızın ÖDA sürecine katılması, eski örgütsel tecrübelerini ve birikimlerini aktarması için çabamız vardır. Ancak bu katılımların geçmiş örgütsel süreçlerdeki kırgınlıklar ve hesaplaşmalar bağlamında olmaması gerektiğinin altını da kalın çizgilerle çiziyoruz. Çünkü bizim siyasi kültürümüzde gerçek bir tarih eleştirisinin gelecekte saklı olduğu bilinmektedir. Geçmiş dönemlerde kimin ne yaptığına bakılmaksızın bugünün somut siyasi görevleri içinde aktif birer özne haline gelerek birikimlerimizi bu sürecin içine aktarmak her zaman bizim gerçeğimiz olmuştur. Bu bağlamda geçen yıl yazdığımız broşürde tanımladığımız birim örgütlenmeleri,bütün arkadaşlarımızın kendi bölgelerinde çalışmalara aktif bir biçimde katılımının sağlanması noktasında önemlidir.

Yine ÖDA’nın Türkiye bağlantılı ve ÖDP’nin arka bahçesi olduğu söylemleri de gerçeği yansıtmamaktadır. ÖDA bu ülkede yaşayan göçmenlerin demokratik kürsüsü olma tarifini yapmaktadır. İkili görevler tanımımız ekseninde yaptığımız bazı dayanışma etkinlilerimizden hareket edilirse bu durum kolayca anlaşılabilir. Ancak esas birinci siyasi görevimiz olan yaşadığımız ülkenin sorunlarına yönelik çalışmalarımız da göz ardı edilmemelidir.

Yeterli olmamakla birlikte, ÖDA’nın tarihinde bu ülkede eşit haklar kapanyası, göçün 40. yılı panelleri ve şenlikleri, göçün 50. yılında göçmen kadınlar, gençlik, ırkçılık çerçeveli yürütülen faaliyetler, gençlik turnuvaları ve onca anti-ırkçı, anti-faşist gösteriler vardır. Bu çalışmaların büyütülmesi ancak ve ancak yerel çalışmalarla yetinmeyip merkezi bütünlüklü bir örgütlenme ile mümkündür. Yerel dernek faaliyetlerini elbette önemli buluyoruz. Ama sadece yerellikte kalan faaliyetlerin aşılması ve merkezi bütünlüklü bir çalışma tarzını hep birlikte inşa etmeliyiz. ÖDA zemini yapısı ve anlayışı gereği bunun için en elverişli zemindir.

Şimdi yeniden bir arada olma zamanındır. Bütün arkadaşlarımıza çağrımız budur.

ÖDA Yürütmesi
27 Nisan 2013

Kurzmitteilung

logo_od_almanyaDeğerli arkadaşlar,
Özgürlük ve Dayanışma Almanya yürütmesinin, 1 Mayıs 2013 için ilişkilerimizin olduğu her bölge ve şehirde alanlara çıkması kararlaştırılmış, bu karar daha sonra bölgelerde ki arkadaşlar ile istişare edilerek, benimsenmişti. Bütünlüklü – merkezi bir faaliyetin açığa çıkması için, Özgürlük ve Dayanışma Almanya ilişkilerinin başta Duisburg, Frankfurt, Bielefeld, Hannover, Hamburg, Wuppertal, Berlin ve Stuttgart şehirlerinde ÖDA kortejlerinin oluşabilceğini, bu bölgelere yakın şehir ve kasabaların buralardaki kortejleri desteklenmesi benimsenmişti. 1 Mayıs‘a az bir zaman kalmıştır. Şimdi 1 Mayıs çalışmalarının hızlandırılması gerekmektedir. Bu konuda hazırlanan afiş, bildiri ve ÖDA flamaları istenilen bölgelere gönderilmektedir.

Çalışmalarımızda başarılar dileriz!

Özgürlük ve Dayanışma Almanya – ÖDA

Kurzmitteilung

BirMAYISÖzgürlük ve Dayanışma Almanya – ÖDA bu yılın ilk yarısında önemli sayılacak bir çok etkinliği başarıyla tamamladı. Şimdi önümüzde Bir Mayıs var. Almanya’nı bir çok yerinde ÖDA’nın sesini sokaklara taşıyacağız. Başta NRW olmak üzere, Frankfurt, Bielefeld, Hannover, Hamburg, Güney Almanya ve Berlin‘de alanlarda olacağız.

Özgürlük ve Dayanışma Almanya – ÖDA

Kurzmitteilung

banner_fbNazi terörüne, toplumsal ve devlet ırkçılığına karşı 13 Nisan 2013 ‚te saat 13.00’te MÜNCHEN-STACHUS’taki Mitingte buluşalım…
İstihbarat örgütü „Anayasayı Koruma Teşkilatı“ NPD kapatılsın!

17. Nisan 2013´te Münih´te NSU üyesi Beate Zschäpe´ye ve 4 destekçisine – (Ralf Wohlleben, Holger Gerlach, Carsten Schultze ve André Eminger´e ) karşı açılan davanın ilk duruşması yapılacak.

Bundan dolayı ÖZGÜRLÜK VE DAYANIŞMA ALMANYA geniş bir anti-faşist çevre, duruşmanın öncesi cumartesi günü Münih´te yapılacak yürüyüşe Almanya çapında çağrı yapıyor.

Kasim 2011 de „Nasyonal-Sosyalist Yeraltı örgütü“ (NSU)´nun, güvenlik güçlerinin gözleri önünde ve desteğinde gerçekleştirdiği 7 yıllık ‚Derin‘ suikastlar meydana çıktı. Bu süre içinde 10 insan öldürüldü ve iki de bombalı saldırı gerçekleştirildi. Bu 7 yıllık dönemde medya „Döner-Cinayetleri“ kavramını hayata geçirdi ve cinayetleri aydınlatmak için kurulan komisyon kendine „Boğaziçi“ adını verdi. Böylece, suikastların arkasındaki ırkçı örgütlerin olduğugerçeği gözlerden saklanmaya çalışıldı. Cinayetlerin kurbanları, cinayetlerin failleriymiş gibi yıllarca şüphe altında bırakıldılar. Emniyet güçlerinin ırkçı soruşturmaları yüzünden, yıllarca cinayet kurbanlarının aileleri, akrabaları ve dost çevreleri titizce izlendiler. Bu asılsız şüpheler yüzünden bir çok kişinin hayatı yıkıldı, bozuldu, sosyal ilişkileri tahrip edildi. Böylece, resmi makamların ve kamuoyunun gizli ırkçılığı, cinayetlerin aydınlatılmasının önüne çift engel oluşturdu: ipuçları gözardı edildi, göçmen esnafların mafya saldırılarına maruz kaldığı imajı yaratılmaya çalışıldı.

On cinayetin beşi Bavyera´da, bunlardan ikiside Münih´te işlenmiştir. NSU´nun başta gelenlerinin, yeraltına geçmeden önce üye oldukları „Thüringer Heimatschutz“ (Türingen vatan koruması) ile Bavyeralı Nazi örgütleri arasında 90lı yıllarda da sıkı ilişkiler bulunuyordu. Böhnhardt ve Mundlos Bavyera´da bu çevrelerin çeşitli toplantılarına ve etkinliklerine katıldılar. NSU´nun en yakın destekçilerinin bazıları hâla Bavyerada yaşıyorlar. Beate Zschäpe´nin yeraltında kimliğini kullandığı şahıs olan Mandy Struck bunlardan sadece birisidir. Ve yine Tino Brandt ve Kai Dalek adlı „Anayasayı Koruma Teşkilatı“ muhbirleri de Türingen ve Bavyera’daki Nazi çevrelerinin ilişkilerine birer örnektirler.

„Almanya´da Devlet eliyle örğütlenen Nazi çeteleri faaliyetlerini ve örğütlülüklerini büyütmektedir.

Kapitalizmin günden güne büyüyen krizinin faturası,ilticacılara,işsizleştirirlen yoksul göçmenlere çıkarılmakta.bu yollu devlet destekli propagandalarla göçmenlere karşı düşmanlık büyütülmeye ve bu büyütülen düşmanlığın içinde Nazilerin örğütlülüklerine zeminler yaratılmaktadır.

Almanya´da ilticacıların hakları günden güne budanmakta, en basit insan hakları için mücadele etmek zorunda bırakılmaktadırlar. Romenler işaretleniyorlar,göçmenler hergün tehdit altında yaşıyorlar, karalanıyor ve saldırılara maruz kalıyorlar.

Devlet güçleri, Irkçılığı ve Nazi-terörünü tehlikesiz gibi göstermeye, örtbas etmeye çalışıyor. Oysa Sağcı ve ırkçı şiddet olaylarının, cinayetlerin Almanya´da bir sürekliliğinin olduğunu biliyoruz. Bu kanlı izler Oktoberfest katliamından, Rostock, Mölln, Solingen ve Hoyerswerda ırkçı saldırı ve cinayetlerle ve bugün rastlantısal olarak
faillerinin ortaya çıktığı NSU cinayetlerine kadar sürüyor; 1989 dan bugüne kadar200 üzerinde; göçmen, antifaşist, punkçı ve evsiz öldürülmüş durumda.

„Nasyonal-Sosyalist Yeraltı örgütü“ (NSU)´nün suikastlarının meydana çıkmasından bu yana korkunç bir örtbas siyaseti gündemde: Dosyalar saklanıyor ve tahrip ediliyor, araştırma komisyonlarında düpdüze yalanlar ve gizlemeler yaşanıyor, Sorumlular ısrarla istifadan imtina ediyorlar.. Cinayetlerdeki polisin ve gizli örgüt teşkilatlarının rolünü aydınlatmak için yapılanlar sonuçsuz bıraktırılıyor.. Politikacılar„Anayasayı Koruma Teşkilatı“nın Nazilere verdikleri desteği ve büyütülen ırkçılığı sorgulamak yerine olayları geçiştirmeyi seçiyorlar.

Sağcı düşüncenin Anayasayı Koruma Teşkilatı´nda uzun bir geçmişi var: 1950’de eski Naziler tarafından kurulan gizli örgüt, Nasyonalsoyalistlere karşı direnenleri tekrar hapishanelere atmak için uğraşmış, 60’lı yıllarda öğrenci haraketine karşı mücadelede bulunmuş, 70’li ve 80’li yıllarda sol militanlara karşı meslek yasakları getirmek için belgeler toplamıştır.

NPDyi kapatma davasının başarısızlığa uğramasında yine Anayasayı Koruma Teşkilatının parmağı vardır.Bu gizli örgütün muhbirleri hala NPD’nin üst yönetim Kademelerinde en sorumlu yerlerde çalışmaktadırlar. NSU militanları da polis ve Anayasayı Koruma Teşkilatı muhbirleri olarak çalışmaktalar.

Devletin ‚güvenlik‘ güçlerinin bu ırkçı örğütlerle içiçeliği sebebiyle:
Anayasayı Koruma Teşkilatı Dağıtılmalıdır.
NPD yasaklanmalı,eylemleri yasadışı ilan edilmelidir.
Bütün ırkçı yasa ve kanunlar kaldırılmalıdır.

KAHROLSUN HER TÜRLÜ IRKÇILIK !

KAHROLSUN NAZİZİM,FAŞİZM VE HER TÜRDEN ŞÖVENİZM !

YAŞASIN HALKLARIN KARDEŞLİĞİ !

ÖZGÜRLÜK VE DAYANIŞMA ALMANYA…

http://nsuprozess.blogsport.de/anreise/ MITTWOCH, 17.04.2013: KUNDGEBUNG IN DER NÄHE DES GERICHTS

Kurzmitteilung

Duisburg’da, 9 Nisan 2013 günü, ÖDA bürosu önünde, Kevser anısına bir tören düzenlendi. Çok sayıda kişini katıldığı törende, Kevser son kez arkadaşlarıyla vedalaştı. Cenaze arabasının gelmesiyle birlikte duygusal anlar yaşandı.KevserCihangir

Törende Özgürlük ve Dayanışma Almanya adına konuşma yapan Fehmi İşleyen şu sözlerle duygularını dile getirdi; “Sevgili Süleyman’nın Cano’su, oğlumuz Cağrın’ın, kızımız Beste’nin annesi ve bizlerin çok uzun süredir arkadaşı olan Kevser arkadaşımızı son yolculuğuna uğurluyoruz. O, hep bizimleydi, hep bizim yanı başımızda bir arkadaşımızdı. Bu yüzden, bugün acımız tarifsizdir. Ama ölüm, her başlangıcın bir sonu gibi yaşamımızın bir gerçeğidir. Bundan böyle geride kalan biz arkadaşları onun hatıralarıyla var olacağız. Onu unutmayacağız.”

ÖDA’lı kadın yoldaşları adına ise Ayfer Başlık söz alarak; “Kız kardeşimiz Kevser,  bugün buraya, ne bir miting, ne de bir eylem için geldik. Bu kez seni son yolculuğuna uğurlamak için buraya toplandık. Bizim için çok acı bir gün. Seni çok seviyoruz. Güle güle sevgili kardeşim” diye sözlerini tamamladı.

Kurzmitteilung

O N L A R’I   A N M A K . . .

onlari_anmakMahir Çayan ve arkadaşları, Tokkat’ın Niksar ileçesinin Kızıldere köyünde bundan tam 41 yıl önce 30 Mart 1972’de katledildiler. Aradan geçen bunca zamana rağmen, siyasi görüşleri halen tartışılıyor ve taraftar buluyor. Mitinglerde resimleri taşınıyor ve ‘Mahir-Hüseyin-Ulaş’ sloganları coşkulu bir biçimde atılıyor.Bunun hiç kuskusuz bunun nedeni THKP-C’nin kendi dönemin en önemli bir siyasal hareketi olmasında yatmaktadır. Bu yüzden, ON’ları anarken salt Kızıldere’de direnerek ölmelerini anlatmanın yeterli olmayacağı açıktır. THKP-C’nin asıl olarak Türkiye sol tarihinde pratik ve teorik bir kopuşun ifadesi olduğunu, onu halen güncel kılan noktanın bu kopuşta yattığı asla unutulmamalıdır. Ölümlerinin 41.yılında ON’lardan bize kalan, onların uğruna mücadele ettikleri amaçları ve düşüncelerini yaşadığımığız dönemin koşulları içerisinde yeniden üretmektir. Bu bir devrimci yöntem çağrısıdır. Her dönemin kendi koşulları içerisinde değerlendirilip o dönemin koşullarına göre devrimci bir yol çizmektir. Özgürlük ve Dayanışma Almanya olarak ON’ların anısına her sene olduğu üzere, bu sene de 23 Mart’ta Hannover’de ve 29 Mart’ta Duisburg’da etkinlikler düzenledik.

ON’ların 41 yıl önceki açtiği devrimci yoldan yürümeye devam edeceğiz.

29 Mart 2013

Kurzmitteilung

23Mart2013_AnmaGünü_HannoverÖzgürlük ve Dayanışma Almanya 30 Mart 1972’de katledilen Mahir Çayan ve arkadaşları Hannover’de “Kızıldere Bitmeyen Bir Yolculuktur” başlığıyla andı.

Çevre il ve ilçelerde yürütülen çalışmalar sonucu 400’ün üzerinde bir katılım olduğu bu anma, konuşmalar ve sologanlar eşliğinde yoğun bir çoşku ve heycan içinde geçti.

Hannover’deki bu anam etkinliğinde devrimci yolculuğunda, devimci öğretmen, devrimci işçi, demokrat gazetesi gibi alanlarda mücadele etmiş Ali Dayı olarak anılan İbrahim Sevimli anılarken, anısı üzerine ÖDA adına konuşma yapıldı.

Türkiye’den ÖDP EşBaşkanı Bilge Seçkin Çetinkaya ve KESK Sendikası Genel Sekreteri İsmail Hakkı Tombul‚ Kızıldere ve katliamının Türkiye devrimci hareketinin en önemli tarihlerinden birisi olması üzerine konuşmalar yaptılar.

Konuşmalarda Mahir Çayan ve arkadaşlarının mücadelesi anlatılarak, Kızıldere’nin günümüzdeki politik anlamı ve bizlere yüklediği görevler ve sorumluluklara vurgu yapıldı.

“İnadına aşk, inadına devrim”, “Mahir Hüseyin Ulaş kurtuluşa kadar savaş” gibi sologanların atıldığı anam gecesinde sanatçı Ali Asker hayatlarını devrim ve sosyalizm mücadelesinde yitiren devrimcilere ağıt türkülerini seslendirdi.‚Eylem Güzelim’ ve ‚Binbaşı Ernesto’ marşının söylendiğinde ise kitle hep birlikte eşlik ederek coşku doruk noktasına çıktı.

Kızıldere Meşalesi Yolumuzu Aydınlatıyor !

Hannover, 23 Mart 2013

Kurzmitteilung

Hand_in_Hand_8_Maerz

8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde binlerce dokuma işçisi kadın, daha iyi çalışma koşulları için bir tekstil fabrikasında greve başladı. Ancak kuşkulu  bir şekilde çıkan yangında 129 kadın işçi yanarak öldü.

26-27 Agustos 1910 tarihinde Kopenhag’ta 2. Enternasyonele bağlı kadınlar toplantısında Almanya Sosyal Demokrasi Partisi önderlerinden Clara Zetkin senede birgün „Uluslararası Kadınlar Günü“-”Internationale Frauentag” ilan edilmesini önermiş ve daha sonra 1921 yılında, 8 Mart 1857 yılında ki yangında hayatını kaybeden kadın işçilerin anısına bu günün 8 Mart olması kararlaştırılmıştır.

Yüz yıl önce varlığımızı hatırladı dünya, sadece yüzyıl önce… Ama hatırlanmış olmak bir şeyi değiştirmiyordu, çünkü dünya unutmayı hatırlamanın yerine koyacak düzeni yürürlüğe koymuştu bile.

“Kadın sorununun” yok sayıldığı, kadının dışlandığı, kadının hayata dahil edilmediği bir dünya yaratılmıştı. Doğumumuzdan ölümümüze kadar sistemin tornasında un-ufak olan kimliğimizden parçalar kurtarmaya, yaşatmaya çalışıyoruz. “Siz oturun, biz çözeriz“ diyen zihniyete isyan ediyoruz: ´Elimizin hamuru´yla her şeye ´burnumuzu sokacağımızı‘ söylüyoruz.

Biz kadınlar istiyoruz ki; büyüttüğümüz çocuklarımız, bize öğretilenlerle, açlıkla, yoksullukla yaşamasın.
Biz kadınlar istiyoruz ki; güvencesiz çalışma koşuları altında yok sayılmak, ölüme terk edilmek yerine, insanca çalışma şartları altında işimiz, sözümüz olsun.
Biz kadınlar istiyoruz ki; insanı ezen bu düzene karşı mücadelede biz de olalım; olalım ki, daha güçlü bağrılabilinsin.
Biz kadınlar istiyoruz ki; ´vitrin´de bir renk değil, hayatın içinde bir Gökkuşağı olalım.
Biz kadınlar istiyoruz ki; erkekliğin tehdidiyle, baskısıyla hapsedilmeyelim.
Biz kadınlar istiyoruz ki; erkeğin namusu, ahlakı çeksin elini bedenimizden.
Biz kadınlar istiyoruz ki; bedenime, kimliğime devlet eliyle gelen zulum bitsin.
Biz kadınlar istiyoruz ki; içimizdeki ateşe yakın uçalım. Kanatlarımızın yanması pahasına, kendimizle barışık olmanın, kendimizi, kadınlığımızı, hayatı sevmenin coşkusuna hep dokuna bilelim…

Biz biliyoruz ki; ne çektiğimiz acıda, ne yürümeye çalıştığımız yolda yalnızız. Sağır kulaklara karşı inadına daha çok bağırarak, kadın olmanın coşkusu ve onuruyla geçmişi unutmadan, unuturmadan, güzel bir geleceğin umuduyla, korkusuz bir öfkeyle yan yana ateşe koşuyoruz!

HAND IN HAND

Am 8. März 1957 streikten in New York tausende von Textilarbeiterinnen gegen niedrige Löhne und unzumutbare Arbeitsbedingungen. Jedoch starben 129 Arbeiterinnen bei einem Brand, der angeblich plötzlich ausgebrochen war.

Die deutsche Sozialistin Clara Zetkin schlug auf der Zweiten Internationalen Sozialistischen Frauenkonferenz am 27. August 1910 in Kopenhagen die Einführung eines internationalen Frauentages vor, der dann ab 1921 zum Gedenken der 129  Frauen, die am 8. März 1857 verstorben waren, mit dem 8. März ein festes Datum erhielt.

Etwas mehr als 100 Jahre ist es her, dass man sich an unsere Existenz erinnert hatte, erst vor 100 Jahren… Aber die Erinnerung sollte nichts mehr an dem Lauf der Dinge ändern, denn die neue Weltordnung favorisierte bereits statt der Erinnerung das Vergessen…

Es existierte bereits eine Welt „ohne die Frauenproblematik“, in der die Frau ausgegrenzt, an den Rand des Lebens gedrängt wurde. Von unserer Geburt an versuchen wir Teile unserer Identität aus den Rädern des Systems vor der endgültigen Vernichtung zu retten und aufrecht zu erhalten. Wir werden unsere „Nase weiterhin in Dinge stecken, die uns nichts angehen“ und gegen die „Wir regeln das schon“- Mentalität mit aller Kraft entgegen rudern.

Wir Frauen auf der ganzen Welt wollen, dass unsere Kinder nicht dasselbe erleiden wie wir und das Leben in Not und Hunger verhindern.
Wir wollen nicht länger unter prekären Arbeitsbedingungen missachtet werden und den Mächtigen ausgeliefert sein; wir wollen humane Arbeitsbedingungen und ein Mitspracherecht.
Wir wollen unseren Platz in diesem Kampf einnehmen, damit unsere Stimmen gemeinsam und stärker erhört werden können.
Wir sind keine einzige Farbe in einer Vitrine, sondern der Regenbogen des Lebens.
Wir wollen nicht länger Gefangene in den Fängen der Männer sein.
Wir wollen nicht länger die Ehre eines Mannes sein. Hände weg von unserem Körper!
Wir wollen das Ende der staatlichen Grausamkeiten gegen unsere Identität.
Wir wollen, wenn es sein muss, in die Nähe des Feuers fliegen. Der Gefahr, dass unsere Flügel Feuer fangen trotzend, wollen wir in Frieden mit uns, mit unserem Körper, mit voller Lebenslust „wir“, Frau sein…

Wir wissen; wir sind nicht allein mit unserem Schmerz auf unserem Weg. Den tauben Ohren trotzend werden wir stur weiter schreien. Mit Begeisterung und Stolz, eine Frau zu sein, laufen wir im Lichte der Geschichte, in Hoffnung an eine schöne Zukunft, ohne Furcht und mit Wut nebeneinander in das Feuer!

Kurzmitteilung

Özgürlük ve Dayanışma Almanya devrim yolunda düşenlere adadığı 2013 yılı faaliyetlerine başladı. „Solun dünü ve bugünü“ konulu bir söyleşi bugün Frankfurt şehrinde gerçekleşti. Söyleşi, Özgürlük ve Dayanışma Almanya adına Kazim arkadaşımızın yaptığı kısa konuşma ve Ulaş Bardıkcı adına yapılan saygı duruşuyla başladı.

Oğuzhan Müftüoğlu‘nun konuşmacı olarak katıldığı bu söyleşide yaklaşık 250 civarında katılımcı vardı. Müftüoğlu konuşmasının ilk bölümünde Türkiye ve dünyadaki gelişmelerin teorik/politik bir değerlendirmesi şeklinde sunum yaptı. İkinci bölümde ise soru ve cevap şeklinde geçen panel, başta kürt sorunu olmak üzere Türkiye’deki çeşitli güncel siyasal gelişmelere ilişkin tartışmalarla son buldu.

23 Şubat 2013, Frankfurt

Kurzmitteilung

YıldızlaULASr en güzel ON´ların anılarında görülür.

Bu görünen yıldızlar, geceleri gökyüzünün sonsuzluğunda beliren yıldızlar değildir.
Bu yıldızlar, ON´ların tarihde ortaya çıkardıkları devrimci değerlerdir.
Bugün bu değerler insanlık için eşitlik, özgürlük ve devrim mücadelesini sürdürenlerin düşlerinde yaşamaktadır.
Yıldızlar nasıl gecelerimizi aydınlatıyorsa, geçmişin bu devrimci değerleri de günümüzün
devrimci yolunu aydınlatmaya devam ediyor.
Bizler her 19 Şubat´ta Ulaş Bardakcı´ya yani onun ölüm anında güneşe benzemiş yüzüne,
devrime adanmış düşlerine yürürüz. Bu yürüyüşümüzde „ON´lar unutulmayacak!“ diyerek geçmişin devrimci değerlerinin bugünün devrimci siyasetiyle bağini kurarız. Ve „Mahir, Hüseyin, Ulas-Kurtuluşa Kadar Savaş!“ sloganını bir kez daha haykırarak  onların ayak izlerine basmadan yarının kazanılamazacağını vurgularız.
Onu öldürüp 41 sene önce „düşlerini değil“ sadece bedenini aramızdan alanlar,
inaniyoruz ki bu slogan seslerini katil yüreklerinde bir kez daha hissedeceklerdir.

Ulaş‘a saygı,Ulaş‘a sevgi ve Ulaş‘a özlem hiç bitmeyecek. Onu ölümünün 41.yılında bir kez daha saygıyla anıyoruz.

Kurzmitteilung

Yenİ Bİr Döneme Umutla . . .

Fehmi İşleyen

Bugüne kadar ortaya konulan bazı çalışmalar göz önüne alındığında, var olan ÖDA ilişkilerinin hedeflerimize ulaşma noktasında kısmi başarılar sağlandığını söylemek sanırım yanlış olamayacaktır.

Ancak sürecin bugün geldiği noktada yeni sorunlar ve görevlerle karşı karşıya olduğumuz unutulmamalıdır. Bundan dolayı şimdi bütün arkadaşlarımızın, geçen döneme oranla daha fazla insiyatif almalarının zorunluluğu ortadadır. Bunun yanında görmemiz gereken diğer önemli bir mesele ise, aramızda düşünce birliğine daha fazla duyulan ihtiyaçtır. Bu düşünce birliğinin sağlanması her şeyden önce ÖDA’nın birikimine ve varlığına sahip çıkmaktan geçmektedir.

Bu çercevede, düşünce birliği etrafında insiyatif almış bir topluluğun hem sorunları aşmada, hemde yeni dönemin görevlerini omuzlamada çok fazla zorlanmayacağının bilinmesi gerekiyor.

Uzun yıllar örgütsüz yaşanan hayatların getirdigi bir alışkanlık olan örgütlü yapıları küçümseme eyliminin güçlü olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu eyilimlerin en güçlü damarının bizim çevremizde bulduğunu hepimiz biliyoruz. Bu tür eyilimleri giderek sönümlendirmek ve bütün arkadaşlarımızı örgütlü bir sürece dahil etme çabalarını göstermekten başaka bir yolumuz yoktur. Bunun için her türlü dedikonudan uzak, sağlıklı tartışmaların kapılarını sonuna kadar aralamalıyız.

Böyle bir anlayışla Özgürlük ve Dayanışma Almanya örgütlenmesine sahip çıkarak önümüzdeki dönemin bütün faliyetlerinin üstesinden geleceğimize kuskumuz yoktur.

Yeni bir döneme bu umutla yürümeliyiz

Kurzmitteilung

Berlin_Rosa_Luxemburg_Anmasi_2013_013Özgürlük ve Dayanisma Berlin’de.
Her yil yapilan, Avrupa ve Türkiye solunun genis katilim gösterdigi Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht anmasi bu yil 13 Ocak 2013, Pazar günü yapildi. Türkiye’den Özgürlük ve Dayanisma Partisi temsilcileri de bizlerle birlikte yürüdü. Almanya ve Avrupa’nin degisik yerlerinde gelen yoldaslarimizla görkemli bir yürüyüs gerceklestirdik.

Kurzmitteilung

YENİ YILINIZI KUTLUYORUZ

Ozgurluk_ve_Dayanisma_PartisiUmut ve kararlılıkla halkımızın yeni yılını kutluyoruz. 2013`de hep birlikte
teslim olmayan, diz çökmeyen kararlılığımızla AKP düzenine son vererek . . .

ÖDP Eş Genel Başkanları Alper Taş ve Bilge Seçkin Çetinkaya’nin yayınladıkları yeni yıl mesajı

Kurzmitteilung

Bir Yılı Daha Geride Bırakırken

logo_od_almanyaKoca bir yıl su gibi akıp gitti. Dünya ve içinde yaşadığımız ülkenin siyasi gündemleri de aynı hızda sürekli değişti. Almanya’nın bu seneki belirleyici gündemi Euro krizi oldu. Azınlık gruplarının toplam nüfusun önemli bir kısmını oluşturduğu bu ülkede ırkçılık da gündem dışı kalmadı. Kapitalizmin güç merkezi sayılan Almanya’da artık işler yönetici güçlerin kendi istedikleri şekilde gitmiyor. Euro krizi ve diğer ekonomik krizlerin faturası omuzlarına yıkılan emekçi kesimler de yaşanan bu durumu daha derinden sorgulamaya başladı. Diğer batılı ülkelerle henüz kıyaslanamaz olsa da Almanya’daki memmuniyetsizlik hali geride bırakmakta olduğumuz 2012 yılında daha güçlü ve örgütlü bir şekle dönüşmektedir. Gelecek yıllar için umut vaad eden toplumsal muhalefet ve sendikalardaki bu canlılık Almanya’da 2013 yılında yapılacak seçimleri de yakından etkileyecek gibi görünüyor.
Bu çerçeveden baktığımızda iktidarda bulunan sağ koalisyon CDU/CSU’nun işinin öyle kolay olmadığını söyleyebiliriz. Ancak bu manzara karşısında oylarını yükselten ve çoktandır sararmış bulunan yeşiller ve SPD hükmet ortaklığı ihtimalinin bir çözüm olmayacağı en azından toplumun ilerici kesimlerince bilinmektedir. Bu iki parti 2000 yılından 2008’e kadar süren iktidarları döneminde neoliberal politikaların en hızlı uygulayıcıları olmuşlardı.
Almanya’da diğer önemli bir gündem ise ırkçılıktır. Irkçılığın kaynaklarının bir sistem sorunu olduğunu dile getiren bizlerin aksine egemen güçler, sorunu ‘kendini bilmez üç-beş’ aşırı gücün işi olduğunu söylemekteler, ancak bu söylem alenen iflas etmiştir. En son, kamuoyunda dönerci cinayetleri olarak bilinen olayların perde arkasında devlet ve ırkçı faşist bağlantılarının olduğu ortaya çıktı. Yani Alman devletinin faşist, ırkçı örgütlerlerin arka planındaki gerçekleri gizleme gayreti bu gelişmeyle birlikte son buldu. Sadece göçmenlerin değil, toplumun genelinde bir güvenlik ve güven sorunu açığa çıktı.
Bütün bu gelişmeler karşısında Almanya da bütün eksikliğine rağmen Sol Parti (die Linke)seçimler sürecinde bizlerin de destekleri  ile daha güçlü bir seçenek haline gelmelidir. Çünkü kapitalizmin merkezlerindeki  anti-kapitalist sol seçeneklerin etki gücü  dünyadaki tüm halklar açısından önemlidir. Özgürlük ve Dayanışma açısından bu doğrultuda bir sorun yoktur. Kendimizi  varlık zemini olarak gördüğümüz göçmenlerin soldan öz örgütlenmesini geliştirmek için 2012 yılına oranla daha atak bir mücadele çizgisini hiç kuşkusuz ortaya koyacağız. Bütün arkadaşlarımızı tekrar yan yana getiren bütünlüklü bir faaliyeti açığa çıkartmalıyız. Almanya gündemine daha fazla ağırlık vererek seçimlerde sol’un güçlenmesi açısından bir seçim faliyeti yürütmemiz gerekiyor. Hiç kuşkusuz dayanışma ekseninde geçmişin devrimci değerlerini anma ağırlıklı faliyetlerimiz sürecek.
Bu bağlamda Özgürlük ve Dayanışma olarak 2013 Ocak ayının ikinci haftasında Almanya’nın iki devrimci değeri ve önderi olan, Rosa Lüxsemburg ve Karl Liebknecht’i anmak için Berlin’e gidiyoruz. Bu eylem için çalışmalarımız başladı.
Türkiye devrimci hareketinin kutup yıldızı olan, kızıldere katliamı dolayısıyla bir dizi paneller ve biri kuzeyde diğeri güneyde iki tane gece etkinliğimiz var.
Özgürlük ve Dayanışma olarak 1 Mayıs’da bir çok yerde alanlara çıkacağız. Bütün arkadaşlarımıza çagrımız ÖDA’ya katılın hep birlikte bütünlüklü bir faliyet yürütelim. Bu beklenti ve umutlarla 2013 hepimiz için daha saglıklı ve daha mücadeleci bir yıl olsun.

Özgürlük ve Dayanışma Almanya

Kurzmitteilung

AVRUPA’DAKİ SÜRGÜNLER ÖRGÜTLENDİ

Avrupa’nın 10 ayrı ülkesinde yaşayan Türk, Kürt, Ermeni, Asuri, Ezidi sürgünler, 15 Aralık günü Almanya’nın Köln kentinde toplanıp bir platform oluşturdular. 12 Mart ve çoğunluğu 12 Eylül askeri darbesi sürgünü olan 120 kişi, akşam geç saatlere kadar yoğun bir tartışma sonrasında 23 kişiden oluşan bir meclis ve bunun içiden de 9 kişilik bir yürütme seçtiler. Sürgün Platformu’nun sözcülüğüne ise Neslihan Çelik (Avukat) ve Hayri Argav (yazar-yönetmen) getirildi.

Haberin devami icin TIKLAYINIZ

AVRUPA’DAKİ SÜRGÜNLER ÖRGÜTLENDİ

Kurzmitteilung

Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht Yürüyüşüne Katılımaya Çağırıyoruz

Aufruf zur Teilnahme an der Luxemburg-Liebknecht-Demo
13.01.2013 Pazar/Sonntag
Saat 10:00 Uhr U-Bhf. Frankfurter Tor – BerlinBütün Devrimci, 316585_4114279454892_376062647_n
Sosyalist Değerler Onurumuzdur.
Rosa Luxemburg ve Karl Liebknecht 15 Ocak 1919 tarihinde katledildiler. Onlar kapitalizme, savaşa, her türden eşitsizliğe, ırkçılığa, yoksulluğa karşı başka bir yaşam ve özgürlükçü, demokratik bir sosyalizm mücadelesinin simgeleri olmaya devam ediyorlar. Onların idealleri ve mücadelelerine günümüz Almanyası ve dünyasında sahip çıkmak daha da bir önem kazanıyor. Rosa ve Karl Berlin Friedrichsfelde`deki „Sosyalistler Anıt Mezarlığı“ nda yatıyorlar ve her yıl onbinlerin katılımıyla anılıyorlar. Bizler ÖDA olarak, bu seneki anma yürüyüşüne Almanya`nın değişik yerlerinden katılım gercekleştirecek ve kitlesel bir kortej oluşturcağız. Bütün arkadaş ve dostlarımızı bu anma yürüyüşüne katılmaya ve bizlerle birlikte yürümeye çağrıyoruz. O tarihte bir toplantı için Berlin`de bulunacak olan Özgürlük ve Dayanışma Partisi (ÖDP) Eş Genel Başkanı Bilge Seçkin Çetinkaya`da bizlerle yürüyecek. Bu bağlamda daha önce birlikte kararlaştırdığımız gibi tüm bölgelerde çalışmalarımızı yoğunlaştıralım.

Rosa Luxemburg und Karl Liebknecht wurden am 15. Januar 1919 ermordet. Sie sind immer noch die Symbole der Ideale und des Kampfes für eine andere Welt und einen freiheitlich-demokratischen Sozialismus gegen Kapitalismus, Krieg, alle Arten von Ungleichheiten, Armut, Rassismus. Ihre Ziele sind die unseren geblieben. Ihren Idealen fühlen wir uns verpflichtet. In diesem Jahr werden wir an Luxemburg-Liebknecht-Gedenkdemo bundesweit teilnehmen. Wir rufen alle Feund_innen auf, sich an dieser Demonstration zu beteiligen. Der Co-Vorsitzender der Partei Freiheit und Solidarität, Bilge Seçkin Çetinkaya wird auch mit uns sein.

Özgürlük ve Dayanışma Almanya
Freiheit und Solidarität

Kurzmitteilung

 Hep Bİrlİkte Olmak / Fehmİ İşleyen

Ozgurluk_ve_Dayanisma_PartisiÖzgürlük ve Dayanışma Almanya hareketi olarak, 2012 yılında gücümüz oranında hareketli ve yüzümüzü daha fazla sokağa döndürdük. Hem yaşadığımız ülkenin sorunlarına sahip çıktık, hem de Türkiye’de yaşanan anti-demokratik siyasi atmosfere karşı, devrimci güçlerin mücadelesi ile dayanışma eylemleri yürüttük. Bu faliyetlerimizin paralelinde yaptığımız gece, toplantı ve panelleri de düsünürsek, 2012’yi hiçte kücümsenmeyecek bir eylemlilik yılı olarak değerlendirmek sanırım yerinde olur. Ancak, daha kapsayıcı ve bütünlüklü bir Özgürlük ve Dayanışma hareketi noktasında önemli eksikliklerimizin olduğunu da kolayca söylemeliyiz. Bu noktada daha somut adımlara ihtiyacımız var. Hiç kuşkusuz bu durumun, bizden kaynaklı olan ve olmayan yanlarınıda unutmamalıyız. Burada kısaca bizden kaynaklı olmayan bir tarza değinmek istiyorum. Toplantılarda ve sohbetlerde çok sık karşılaştığımız ve birlikte iş yapmanın önünde engel teşkil eden bu tarza dair, bir iki hatırlatma yapmanın faydalı olacağını düşünüyorum.

Öncelikle üzerinde çok tartışmalar yapılan ve halen yapılmakta olan, soyut bir Devrimci Yol tartışmalarının kimseye bir yaranının olmadığı geçmiş deneylerden de biliniyor. Bura da soyuttan kastım, bazı arkadaşlarımızın halen  hiç bir politik mücadele içerisinde bulunmayıp, sürekli bir Devrimci Yol  vurgusu yapmalarıdır. Bu tarz  Devrimci Yol’un politik felsefesinden uzak olup sadece onun içini boşaltmaya yarayan bir tarz oldugu kadar, birlikte hareket etmeninde imkanlarını ortadan kaldırıyor. Öncelikli olarak, bu tarzın terk edilmesi gerekmektedir. Devrimci Yol’culuk bir tanrı vergisi değildir. Onun insana yüklediği sorumluluklar vardır. O sorumluluklar, bugünün siyasal gelişmeleri karşısında örgütlenmek ve mücadele etmektir. Biz Özgürlük ve Dayanışma Almanya olarak, bu persfektife sahip olan bütün arkadaş kesimleriyle birlikte olmaktan kaçınmadık ve kaçınmayacağız. Önümüzdeki dönem yan yana gelmenin koşullarını sonununa kadar zorlamaktan geri durmayacağız. Bu bağlamda önümüzdeki faliyetleri her yerde, hep birlikte örgütleyeliyiz.

Özgürlük ve Dayanışma olarak 2013 Ocak ayının ikinci haftasında Almanya’nın iki devrimci değeri ve önderi olan, Rosa Lüxsemburg ve Karl Liebknecht’i anmak için Berlin’e gidiyoruz. Bu eylem için çalışmalarımız başladı. Türkiye devrimci hareketinin kutup yıldızı olan, kızıldere katliamı dolayısıyla bir dizi paneller ve biri kuzeyde diğeri güneyde iki tane gece etkinliğimiz var. Özgürlük ve Dayanışma olarak 1 Mayıs’da bir çok yerde alanlara çıkacağız. 2013 Yılı aynı zamanda Almanya ’da seçim yılıdır. Bu sürecte de bütünlüklü bir faliyet yürüteceğiz.

Not: 2012 yılının bizim açımızdan birde olumsuz yanı vardı. Bazı arkadaşlarımız önemli sayılacak hastalıklar atlattı. İki arkadaşlarımız ise halen yoğun bir şekilde hastalıkla mücadele içerisindeler. Onların bu hastalıklarla savaşı kazanacaklarına inanıyoruz. Moral desteğimiz hep onlarla olacak.

TARTIŞMA TOPLANTISI

DiN ve SOL / Sunum: Taner Aday

Samuel P. Huntington’un 1996 da yayınladığı “Kültürlerin Çatışması” adlı kitaptan sonra, özellikle ABD de olmak üzere birçok sosyolog ve politolog, bu yüzyılın bir “din yüzyılı” olacağını düşünerek, çağımızın siyasal ideolijilere göre değil, bu anlamda uygarlıklara göre yeniden şekilleneceğini savundu ve öne sürdü.

Bugün salt Türkiye değil, tüm dünyada dini akımların siyasal iktidarları ele geçirdiklerine tanık oluyoruz. Sınıf savaşımları, yerini mezhep çatışmalarına, ulusların barış içinde yaşaması fikri (Enternasyonalizm), yerini etnik grup savaşlarına terketmiş durumdadır.

Türkiye’de, AKP eliyle yürütülen politikalar da, bu yönde uygulamalarla, topluma yeni bir yaşam biçimi olarak dayatılmaktadır. Dış  ilişkiler, bu yeni döneme uygun ABD stratejilerine göre belirlenirken, içerde devlet eliyle yeni sermaye gurupları yaratılmıştır. AKP ülkenin her yanında iktidar gücünü de kullanarak bütün  toplumu dinsel bir muhafazakarlığa sürüklemektedir.

Bu gelişmeler, kısaca sol diye tanımlanan, akımları da etkilemiştir. Öyle ki kendisini solda gören bazı kesimler, AKP yi dolaylı, bazen de doğrudan destekler duruma gelmişlerdir.

Bütün bu gelişmeler, önümüzdeki dönem de önemli tartışma konuları olmaya devam edecektir. Bundan dolayı, din-toplum ve siyaset konularında daha ciddi tartışmalar zorunlu hale gelmiştir.

Bu bağlamda, ÖZGÜRLÜK ve DAYANIŞMA Ruhr olarak, bir dizi tartışma ve eğitim toplantıları yapmayı düşünüyoruz. Bunlardan ilki, 8 Aralık, Cumartesi günü aşağıdaki adreste yapılacaktır.

İlgi duyan herkesi, bu tartışmaya katkıda bulunmaya davet ediyoruz.

YER:       Özgürlük ve Dayanışma e.V
                 Friedenstr. 5, 47053 Duisburg
TARiH:  08 Aralik 2012
SAAT:    16.00
Kurzmitteilung

Bielefel’de Aclik Grevleriyle ilgili Dayanisma Mitingi

3 Kasim 2012 Saat 17.00 ‚de Bielefel’de Türkiye’de yasanan aclik grevleriyle
dayanisma amacli bir miting düzenlenmistir.

Bu mitingin düzenleyicileri arasinda bulunan, ÖD Bilefeld da mitinge yogun bir
katilim göstererek alandaki yerin almistir. Bu mitinge yaklasik 700 civarinda insan katilmistir.

Duisburg’da Aciklik gerevleriyle ilgili mesaleli yürüyüs..

Ruhr  bölgesi Özgürlük ve Dayanisma’ninda  icinde yer aldigi, Türkiye ceza
evlerinde süren aclik grevleri ile mesaleli dayanima mitingi yapildi. Ortak bir
pankart arkasinda yapilan ve yaklasik olarak 400 kisinin katildigi bu mitinge
ÖD cilar olarak, yaklasik 60 kisilik bir katilim gerceklestirdik.

Kurzmitteilung

ODA HAFTA SONU TOPLANTISI  

Özgürlük ve Dayanisma Almanya (ÖDA)  tarafindan düzenlenen toplanti iki gün sürdü. Almanya’nin degisik bölgelerinden gelen yoldaslar  bu toplantida 5 gündem maddesini yogun bir sekilde tartisarak, sonlandirdilar.
Özgürlük ve Dayanisma Partisi es genel baskani Bilge Seckin Cetinkaya’nin ülke ve dünya gündemine iliskin konusmasiyla baslayan toplanti, daha sonra ÖDA’nin sorunlari, göcmenlik, göcmenlik ve kadin, disimizdaki diger sol yapilar ve yapilacak ortak isler gibi gündem maddelerinin tartisildigi, cesitli dilek ve temennilerin sunuldugu verimli bir toplanti olarak son buldu.

Ayrica bu toplantinin gelecek faliyetlerimiz bölümünde Ocak ayinin ilk haftasi yapilacak olan Rosa Lüxemburg anmasina üc bölgeden, ötobüslerle gidilerek merkezi bir sekilde katilma karari alinmistir.

Kurzmitteilung

Duisburg ÖDA Gecesi

Cumartesi 27.10.12 günü ÖD-Almanya’nın düzenlediği “ Dostluk ve dayanışma yemeği 150’ye yakın kişinin katılımıyla başarıyla sonuçlandı. Bu etkinliğimizde  göçmenlerin içinde bulunduğu sosyal/politik yaşamlar, ÖD-Almanya’nın buraya yönelik yaptığı eylem ve etkinlikler, veTürkiye’de kritik noktaya gelmiş bulunan açlık grevi üzerine konuşmalar, değerlendirmeler yapıldı. Etkinliğimize katılan, emek veren herkese teşekkürler.
Yasasın Özgürlük ve Dayanışma!